"Çünkü sevgi bir zorunluluk bağıdır ve insanlar doğaları gereği çıkarları söz konusu olduğunda o bağı rahatlıkla koparır atarlar ; oysa korku bağı insanın hiç aklından çıkaramadığı ceza ve cezalandırılmak kaygısıyla örülmüştür. "
[Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz, nasıl ölürseniz öyle diriltilirsiniz.]
Bu doğruluğu kesin olan söz üzere; hangi amel ile ruhunu teslim etmeye istek ve arzun varsa o ameli tercih etmek ve meşgul olmaktır. Yani Allah'ın rızası kastıyla bâtında ihlas üzere olup ruhun ulu kişilerle çıkışını istiyorsan marifetullahla meşgul olmak gerekir. Ruhu teslim halinde zikrullahla meşgul olmayı gerektirdiğinden zikrullahla meşgul olmak lazımdır.
Boy uzunluğu ve kısalığıyla ilgili
şöyle bir ölçüden söz edilmektedir.
Boyu, kendi karışıyla yedi karış olan kimseye orta boylu; boyu, yedi karıştan fazla olana uzun boylu; boyu, bundan daha az olana da kısa boylu denir.
Son yıllarda priz peşinde koşuyoruz. Ödümüz patlıyor o küçük, akıllı dünyamız üzerinden ulaşılamamaktan, ulaşamamaktan. Çantamızdan, yanımızdan eksik etmiyoruz şarj kablolarını. Telefona monte edilen yedek pillerden taşınabilir şarj ünitelerine, sayısız icat bulmuş bizler, mesele kendimiz olduğunda fena çuvallıyoruz. Dijital eşyalarımızın ihtiyaçları karşısında gösterdiğimiz çeviklik ve beceriyi, söz konusu fiziksel, ruhsal, zihinsel uyarılarımız olduğunda neden gösteremiyoruz? Bu işlem kimi zaman doldurmak yerine boşaltılarak yapıldığı için mi karışıyor acaba aklımız? Daha çok yerine daha az insan, daha az iş ve daha az kelime gibi.
Begüm Başoğlu
"Muâviye (radıyallâhu anh) bizim katımızda öyle bir mihnettir ki (imtihan) kimin ona göz ucuyla baktığını görürsek, onu sahâbîlere karşı kötü söz söylemekle itham ederiz.«