“Çünkü büyüdükçe arzularım küçüldü, şaşkınlıklarım küçüldü, beklentilerim küçüldü. Büyüdükçe öyle küçüldüm ki içimde taşacak bir şey kalmadı. Büyümenin bir bedeli varsa işte bu, yarım metre uzadım, yirmi kilo aldım ve dünyadan vazgeçtim..”
Olay örgüsüne ve edebi niteliğine takılmadan, aslında her gün sokaklarda yüzümüzü buruşturarak baktığımızın insanların hikayesine şahit oluyoruz. Her kitabı edebi bir değer taşıyacak ya da olay örgüsü belirli bir soraya bağlı kalacak değil. Zaten uyuşturucu kullanan ve kafayı sıyırmış bir insanı tüm çıplaklığıyla anlatırken ortada bir edebiyattan öte sorgulama devreye girer. Sokağı anlatışın edebi dili ya da bir ölçütü olmaz. O varoşluğu yansıtmak gerekir. Bence bu kitapta bunu fazlasıyla hissediyoruz. Bir kere kaybetmeye başlayınca hep kaybedersin, kitap bunu gayet açık veriyor. Tavsiye ederim.
Kitabı okumadan önce muhakkak bilgi edinin. Franz Kafka böcek metaforu üzerinden, kişinin dışlanmışlığını sade ve net bir şekilde çok güzel anlatmış. Birçoğumuzun dönem dönem kendini Gregor Samsa gibi hissettiği, dışlanmış ve istenmeyen bir birey olduğunu düşündüğü olmuştur. Muhakkak okumanızı tavsiye ederim.