Mutasarrıf, bu maceradan sonra doktoruna: "Kuzum Nikolaki Bey, ben bu gece muhakkak öleceğim. Kulağın kirişte olsun. Beni bırakma!" diye yalvarıyor, fakat gariptir ki, Hâmit Bey hiçbir rahatsızlık duymuyor ve buna hayret ediyor.
Daha garibi karısına ait evhamları da birdenbire sona ermiştir. Öyle ki, hastayı daima iki kişinin gizlice göz altında bulundurmasını emretmiş olmasına rağmen, bu saatte onun yeni bir yolunu bulup kendini öldürmüş olduğunu haber alsa fazla bir teessür duymayacak gibi bir şey.
-Allah Allah, diye düşünüyor, yoksa ben Mahmure'yi sandığım kadar sevmiyor muyum? Sevmemek mümkün mü? Otuz beş yıl bir yastığa baş koyduk. Fakat bu saatte bana öyle geliyor ki, şimdiye kadar onun ölmesinden ziyade bu çirkin ölümü birdenbire haber alarak korkmaktan korktum.