Kitabın konusu ve karakterlerle alakalı konuşmadan önce ilk bahsetmek istediklerim, kitabın teknik ilerleyişiyle ilgili olacak. Kitabın başından itibaren size olaylar ve düşünceler aslında karakterlerin gelişimi ve büyüme süreciyle birlikte empoze ediliyor. Yani kitap bi nevi sizi de oradaki olaylara şahit birisi gibi büyütüyor, içinize karakterlerin hissettiği o huzursuzluğu ve korkuyu yerleştiriyor, neler olduğunu anlamaya çalışan o meraklı çocuklardan birisi siz oluyorsunuz.
Hikaye geçmişle gitgelli bir şekilde ilerliyor ve geçmişteki ipuçlarını şimdiki zamanla birleştirip aslında bir şeyleri çözmeye çalışıyorsunuz. Benim için en etkileyici gelen kısımlardan birisi de zaten buydu, size bu kitabın bir distopya anlattığını söylüyor ve o distopyanın koşullarını, durumlarını çözmeniz için aslında zaman veriyor. Bazen tahminleriniz tamamen farklı yerlere kayıyor, bazen yorumlarınız doğru çıkıyor lakin size bu o kadar zevk veriyor ki.
Bu distopyaya uygun belirli terimlerle bir süre sonra yaşamış kadar siz de haşır neşir oluyorsunuz. Takaslar, modeller, bağışçılar, galeri, bakıcılar... İlk başta neyin bakıcısı bu kız dediğiniz olaylar size bir anda bir sır perdesiyle geliyor ve her geçmişe gitmenizde bu sır perdesinde minik bir bakış çalmanıza izin veriliyor. O perdeyi tamamen aralayana kadar ise siz kitabı full odak ve hızla okumaya başlıyorsunuz.
Bana verdiği teknik hazzın yanında karakterlerin griliği ve hayatla iç içe olması da sizi bu ortama daha kolay entegre ediyor. Çocukken yapılan aptalca hareketler, zorbalıklar, heyecanlar ve bunlarla büyüme süreci çok farklı bir dünyada, koşullarda geçiyor olsa da size bir taraftan tanıdık da geliyor. Bu bağlamda sizi aslında kendi dünyanızdan çok da farklı bir dünyaya götürmediğini, tam tersine dünyanızın alabileceği