-spoiler içerir-
9/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 15:50
Açıkçası bu seriyi bir süredir merak ediyordum ve büyük bir beklentiyle başladım. Belki önceki okuduğum biz eskiden burada yaşardık etkisinde kaldığımdandır bilmiyorum ama burada da paranormal bir şeyler bekliyordum. Ama beklediğimin aksine bir insanın caniliği gibiydi. Okurken zevk aldığımı söylemeliyim. Belki Ninanın bunları hak etmediğinden belki de Andy gibi adamların gerçekten de yok olması gerektiğini düşündüğümdendir bilmiyorum ama ben sonunda biraz rahatladığımı söylemeliyim. Olay örgüsü ve biraz Ninanın biraz Milly bakışından okumak gerçekten güzeldi. Ama bana kalırsa Milly ciddi bir psikolojik destek almalı bu davranışları işin sonunda bizi istediğimiz yere getirse de pek normal sayılmaz bence. Sonunun bu bağlanışı gerçekten güzeldi ve açıkçası bir buçuk günde bitecek kadar da akıcıydı. Okuyacaklara keyifli okumalar. Kesinlikle beğenecekler.
HizmetçiFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 202311,6bin okunma
SPOİLER İÇERİRR!!
7/10
·736 syf.··
2026 95. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 18:14
Güzel bir serinin sonuna geldikkk. Kitabın başlarında serinin diğer kitaplarında bahsedilen düellolar vardı. Düellolar bence fazla uzun sürdü. Bu kadar fazla okumamıza gerek yoktu diye düşünüyorum. Düellolarda Sonay'ın hamile olduğunu ve bebeğini korumak için hava varisi olmasından vazgeçtiğini okuduk. Keşke kitap sonunda Somay ve Sina'nın bebeğini okuyabilseydik. Bnece en azından 5-6 sayfa ayırabilirdi yazar. Sonay ile ilgili diğer konuda onu tekrar hava varisi olarak okumak istememdi. Kitap sonunda hâlâ tam anlamıyla hava varisi olamamıştı. Ben tekrar varis olmasını okumak istedim açıkcası. Ariana'nın ölümüde üzdü. Ama ölümü gayet etkileyici yazılmıştı.En sonu da sanki yetiştirilmeye çalışılmış gibi yazılmıştı. Açıkcası ben bu serinin çok daha iyi bir finale layık olduğunu düşünüyorum. Finali kötü değildi asla ama çok daha iyi de olabilirdii. Onun dışında ben hayet beğendim. Serinin benim için en güzel ve özel kitabıydıı. Gerçekten seri bittiğinde duygulandım ve boşluk hissi yaşamaya başladım. Unutmayacağım serilerden biriydii
Efsaneler ve LanetlerN. G. Kabal · Dex Kitap · 20241,754 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
~spoiler~
Puan vermedi·517 syf.··
2026 138. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 15:33
Martin Eden ilk bakışta bir aşk romanı gibi görünse de bence asıl anlattığı şey aşk değil; yabancılaşma, sınıf farkı ve bireyin toplum içindeki yerini sorgulamasıdır. Martin'in Ruth'a duyduğu aşk, aslında onu başka bir sınıfa ait olma hayaline sürükleyen bir başlangıç noktasıdır. Roman ilerledikçe aşk geri planda kalırken, Martin'in eğitimle kendini geliştirme çabası, burjuva sınıfının ikiyüzlülüğüyle karşılaşması ve sonunda hem eski çevresine hem de ulaşmaya çalıştığı çevreye yabancılaşması ön plana çıkar. Beni en çok etkileyen nokta, Martin'in başarıya ulaştıktan sonra bile mutlu olamamasıydı. İnsanlar onu, fikirleri değiştiği için değil, ünlü olduğu için ciddiye almaya başlıyor. Bu da toplumun bireyi yeteneğiyle değil, statüsüyle değerlendirdiğini gösteriyor. Jack London burada yalnızca sınıf ayrımını eleştirmiyor; aynı zamanda başarı ve kabul görme arzusunun insanı nasıl boşluğa sürükleyebileceğini de gösteriyor. Bu yüzden Martin Eden'i yalnızca trajik bir aşk hikâyesi olarak görmek eksik kalır. Roman, bireyin toplumla çatışmasını, sınıflar arasındaki görünmez duvarları ve insanın kendi ideallerine yabancılaşmasını anlatan güçlü bir toplumsal eleştiridir.
Düşünce
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,3bin okunma
Rahatsızlık Hissi
1/10
·166 syf.·
2026 19. kitabı
Spoiler ile başlıyorum: Kitabı hiç ama hiç sevmedim. Okuduğum iki gün boyunca beni fazlasıyla huzursuz etti; karakteri ve psikolojisini anlamaya çalışmaktan yoruldum. Fikir ilk duyduğumda ilginç gelmişti; ancak okuyup bitirince, saman alevi gibi olduğunu fark ettim: İlk kıvılcımı görüyorsun, yanıyor; ama hemen ardından sönmekle kalmayıp kötü bir is kokusu da bırakıyor. Yazar fikri bulunca muhtemelen çok heyecanlanmış; fakat bu fikir en fazla kısa bir öyküye yakışırken, 160 sayfalık bir romana dönüştürmeye çalışmak bence manasız olmuş. Edebiyatın amacı bazen huzursuz etmek, rahatsız etmek ve insanı sorularla baş başa bırakmak olabilir; ama sevdiğim edebî romanların hiçbirinde “rahatsız olup bir an önce kurtulmak” istemedim. Bu kitap ise benim için, bir an önce elden çıkarmak istediğim bir yük gibiydi: 160 sayfalık koca bir yük. Bu fikirden bir öykü yazılsaydı, eminim çok daha vurucu ve akılda kalıcı bir metin çıkardı; roman formunda ise yetersiz ve zayıf kalmış. Anlamlandıramadığım noktalar Kitap boyunca bazı şeyleri net olarak hiç anlayamadım: - Carlo’nun amacı neydi? Bir türlü oturtamadım. Bana “kötü bir arkadaş” gibi geldi; sanki hayata “her şey olacağına varsın” mantığıyla bakıyor. - Cleila tam olarak ne yapmaya çalışıyordu? Neden oğlunu Alberto’ya bu kadar yerdi? Neden gelinini ve adamı bu kadar övdü? Hiç anlamadım. - Carlo ile Alberto arasında bir şeyler olduğunu ima etti; Carlonun, Alberto’ya iyi gelmediğinden ve ilişkilerinden hoşlanmadığından bahsetti ama tam olarak ne demek istediğini çıkaramadım. Bu değerlendirmemi okuyan kıymetli okuyucu: Bu sorularımla ilgili bir fikrin varsa ve bana yazarsan çok sevinirim. Finalle ilgili soru işaretlerim Kitabın sonunda adam eve geldiğinde, kızı “Annem evde değil.” derken doğruyu mu söylüyordu? Adamın karısı da mı
Yanlış HedefDomenico Starnone · Tersine Kitap · 2026179 okunma
SPOİLER !!!
Puan vermedi·272 syf.··
2026 4. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2026 16:45
Öncelikle şunu söylemek istiyorum: Normalde bu bir kitap eleştirisi olmalıydı, ancak bu yazıda kitaptan çok Lord Henry karakterine odaklanacağım. Çünkü bana göre bu romanı anlamak için öncelikle Lord Henry’nin düşünce yapısını anlamak gerekir. yalnızca bir ahlak hikâyesi değil; aynı zamanda fikirlerin insanlar üzerindeki etkisini inceleyen bir romandır ve bu etkinin merkezinde Lord Henry bulunur. Lord Henry çelişkilerle dolu, dikkat çekici ve çoğu zaman yanlış yorumlanan bir karakterdir. Onu yalnızca “manipülatör” etiketiyle açıklamak ise karakterin karmaşıklığını küçültmek olur. Çünkü Lord Henry insanları gizlice yöneten klasik bir manipülatör gibi davranmaz. O, düşüncelerini saklamayan, fikirlerini açıkça ortaya koyan ve insan psikolojisini gözlemlemekten zevk alan biridir. İnsanlar üzerindeki etkisi ise doğrudan baskıdan değil, fikirlerinin çekiciliğinden doğar. Bu noktada “manipülasyon” kavramını nasıl ele aldığımız önemlidir. Eğer manipülasyonu, bir insanın başkalarını bilinçli aldatma veya zorlayıcı yönlendirme yoluyla kontrol etmesi olarak tanımlarsak, Lord Henry bu tanımın içine tam olarak oturmaz. Çünkü o çoğu zaman emir veren veya plan kuran biri değil, düşüncelerini filtresiz şekilde dile getiren bir karakterdir. İnsanların onun fikirlerinden etkilenmesi, tek başına onu manipülatif yapmaz. Bununla birlikte bu durum Lord Henry’nin etkisinin zararsız olduğu anlamına da gelmez. Özellikle zihinsel olarak yön arayan karakterler üzerinde düşüncelerinin güçlü bir etki yarattığı açıktır. Ancak burada önemli olan nokta şudur: Etkilenme süreci yalnızca etkiyi yaratan kişiye değil, etkilenmeye açık olan bireyin yapısına da bağlıdır. Bu nedenle Lord Henry’yi tüm sonuçların tek sorumlusu gibi görmek eksik bir okuma olur. Bana kalırsa Dorian Gray’in asıl özelliği güçlü
Düşünce
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · İş Bankası Yayınları · 202199,3bin okunma
9/10
·314 syf.··
2026 16. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 00:00
Merhaba. Çok güzel bir kitaptı. Çok akıcı, başını şöyle bir açıp bakmayagörün elinizden bırakamıyorsunuz. İlk kitabı evde durup duruyordu elime bir kere alıverince bu şekilde okudum. Çok farklı bir atmosferi var. Zaten bildiğiniz üzere konusundaki ana unsuru (büyü müyü okulu) sadece fantastik malzeme olarak kullanıyor. Kitap gerçekten sizi içine çekiyor. Bu kısmında o gizemi o kadar iyi hissettirmiş ki... Öğrenmeden duramıyorsunuz zaten. SPOİLER Şahsen Ginny'yi tahmin etmiştim ama oradan da Voldemort'un fırlaması çok sürpriz oldu. Tahmin edemezdim. Kitapta birkaç çatlak ya da açıklanmayan yer vardı(sanırım), örneğin Crabbe ve Goyle, tıkıldıkları dolaptan çıktıktan sonra kimseye hiçbir şey söylemiyorlar mı ya da Basilisk o yerde yüzyıllarca nereden yiyecek buldu? Sırlar odası yapıldığından beri sadece iki kez açılıp sadece bir kişiyi öldürdüyse oradaki kemikler nereden geldi?(Belki bu önceki sorunun cevabıdır gerçi) Ama bunlar önemli değil zaten asıl hikayeye pek bir etkileri de yok. Spoiler bitti. Şu sıralar malum tatil geldi sürükleyici bir kitap okumak istiyordum bağımlılık yaptı. Bu kitap birincisinden daha iyiydi gibi geldi, güzeldi ama Harry Potter'ı hala Yüzüklerin Efendisi'yle karşılaştıramam onun çok ayrı bir yeri var. Stephen King'in dediği gibi bunlar tamamen eğlencelik. Bir puanı büyük ölçüde çeviriden kırdım. Eğer çevirmen iyi olmasaydı bu serinin birkaç kitabını ona çevirttirmezlerdi biliyorum, kitabın çoğu yerinin çevirisi de iyiydi belki de yazarın dilinden dolayıdır. Genel olarak yalın ve basit bir dili var kolay okunuyor. Ama bazı cümlelerin ne demek istediğini hiç anlamadım, bir garipti, hatam varsa özür dilerim ama çeviriden kaynaklandığını düşünüyorum. Yanlış düsünuyorsam çevirmen beni affetsin.
Harry Potter ve Sırlar OdasıJ. K. Rowling · Yapı Kredi Yayınları · 201949,1bin okunma