Spoiler İçerir!
9/10
·325 syf.··
2026 21. kitabı
·
54 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 15:09
Alicia Berenson’ın kocasını öldürmesi ve ardından tamamen sessizliğe gömülmesini konu alan bu kitabı genel olarak çok beğendim. Türün sıkı bir okuru olduğum için mi bilmiyorum ama hikayenin ortalarına doğru terapistten zaten bir tık şüphelenmiştim. O yüzden katilin kimliği benim için tamamen sürpriz olmadı diyebilirim :) Yine de kurguda mantığıma tam oturtamadığım, biraz saçma bulduğum bir kısım var: Terapistin "olay yerine dönme" mantığıyla Alicia’yı konuşturmak için o kadar çabalayıp, sonra tam da bu yüzden onu zehirlemesi? Madem kız her şeyi hatırladı ve senin için bir tehdit oluşturacaktı, neden en başından beri onu konuşturmaya çalıştın ki? Sonra "eyvah, konuşuyor" diye tekrar sessizleştirmeye çalışmak biraz çelişkiliydi. Belki kitabı tamamiyle ingilizce okuduğum içindir? Tüm bunlara rağmen kitabın sonunu gerçekten başarılı buldum. Özellikle terapistin kendi karısının bir kar tanesi gibi eriyip/kaybolup gitmesi, hikayenin kapanışı için çok şık ve ironik bir son olmuş. Türü sevenlerin kesinlikle şans vermesi gereken bir roman.
The Silent PatientAlex Michaelides · Celadon Books · 201912,8bin okunma
Spoiler içerir!!
8/10
·72 syf.··
2026 15. kitabı
Kitabı bitirdiğimde aklımda en çok kalan şey, insanların anlamadıkları şeyleri ne kadar kolay dışlayabildiği oldu. Hikaye bir doktorun akıl hastanesindeki bir hastayla yaptığı konuşmalar üzerinden ilerliyor. Ama bu konuşmalar ilerledikçe aslında deli diye görülen kişinin birçok insandan daha çok düşündüğünü ve daha çok hissettiğini görüyoruz.Doktorun onu gerçekten dinlemesi ve anlamaya çalışması bile çevresindekilere garip geliyor. Bu kısım beni düşündürdü açıkçası. Çünkü bazen bir insanı anlamaya çalışmak yerine ona bir etiket yapıştırmak daha kolay geliyor. Sonra doktorun da aynı sistemin içine düşmesi bana hayatın bazen ne kadar sert olabildiğini hissettirdi. Okurken en çok şunu düşündüm; belki de insanı asıl yoran şey yaşadığı acı değil, o acıyla baş başa kalması.Bazen ne kadar kalabalığın içinde olsak da anlaşılmadığımız yerde yalnız kalıyoruz. Okurken en çok burada durup düşündüm: “Acı, acı hakkındaki canlı düşüncedir; bu düşünceyi değiştirmek için irade gücü göster, onu silip at, şikayet etmeyi bırak; acı kaybolup gidecektir.” Bu cümle kitabı bence tek başına özetliyor.
Altıncı KoğuşAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202687,3bin okunma
Reklam
7/10
·45 syf.··
2026 6. kitabı
Mahkumların ağır bir şekilde cezalandırıldığı bir adaya başka bir ülkeden bir gezgin gelmesi ile başlıyor kitap. Burada suçlunun bedenine cezasını iğnelerle kazıyan bir idam makinesi 12 saatte ölüm ile sonuçlanır. Kitapta gezgin bu korkunç idam makinesine tanıklık eder. Makineyi ve eski sömürge düzenini fanatikçe savunan subay, gezginden bu vahşi sistemi yeni komutana karşı desteklemesini ister; ancak gezgin adaletsiz bulduğu bu sistemi kesin olarak reddetmesi üzerine subay, inandığı dünyanın çöktüğünü anlar ve adil olması için mahkum ile yer değiştirmek ister. Spoiler: Bunun üzerine idama mahkum edilen çaresiz mahkumu serbest bırakan subay, kendi giysilerini çıkarıp makineye kendisi yatar ve taptığı ideolojiyle birlikte makinenin dişlileri arasında feci bir şekilde can verir.
Hayata Dair
Ceza SömürgesiFranz Kafka · Budala Kitap · 202511bin okunma
gökyüzündeki tüm yıldızlar/10
10/10
·424 syf.··
2026 15. kitabı
bu kitaptan çok bir beklentim yoktu açıkçası ama ortalarına geldigimde dedim ki: ya bu harika bir kitap? kusur bulamıyorum?? alo??? duology'nin ilk kitabından çok çok daha fazla sevdim. özetle: karakterlerle bağ kurduğum, ara ara şok olduğum, keyiflendiğim, kıkırdadığım ve bitirdiğimde ağzıma güzel bir tat bırakan bir duology oldu. spice çok tadinda( 0.5/5 filan), plot çok çok daha ön planda. ikinci kitap ilkine bin basar bence. filmi yapılsa en ön sıradan izlerim, part 1 part 2 müko olur. aşırı şairane bir kitap olduğundan geçmesi için mümkünse ingilizce okuyun derim. aşağıda spoilerlar var. !!!! highlights: -ione ve elm. o kadar harika bir slow burn, o kadar derin, o kadar kıymetli geldi ki. ilk kitabın ravyn ve elspeth faciasından sonra bu çifte bayıldım bayıldım bayıldım. -spirit'in vahşiligi. neither kin nor friend olması hoşuma gitti. -kitaptaki süprizlere bayıldım. hiç beklemediğim yerden beklemediğim olaylar kişiler çıkıp durdu -nightmare'in elspeth'in söylediklerinin hep tersini "elspeth öyle söyledi" diye söylemelerine haykırarak güldüm -iki farklı mekan arasında kitabın geçiş şekli harikaydı. en heyecanlı yerinde diğer kısma geçiyor bu kez onu en heyecanlı yerinde bırakıyor vs vs elimden asla düşüremedim. -kitabın ŞAİRANEliği. kitap kesinlikle ingilizce okunmalı. ilk kitapta biraz abartılmıştı ama bu kitaptaki şairanelik seviyesi chef's kiss. normal cümleler bile içime içime aktı bayıldım. bayıldım. -aile soylarının agaç isimlerinden oluşması ve agaçların kutsallıklarının olması, two alders, spirit of tree, yews, falanı filanı... ben çok sevdim. ağaç teması harika konsept. (hangi ağaçlar olduklarına dair bir fikrim yok) -nightmare'in jespyr'i taşıma konusundaki ısrarı <3 -nightmare 'in içinden ara ara çıkan sheperd king. bir anda spoiler verip ekibi şok
İki Çarpık TaçRachel Gillig · Olimpos Yayınları · 20241,310 okunma
İçimi Dökmem Lazımm
10/10
·304 syf.··
2026 22. kitabı
Çok güzel bir konusu var ve insanı bir tedirgin ediyor açıkçası acaba güzel işlendi mi beni bir yerlerde yüzüstü bırakıcak mı? Ama hayır öyle olmadı tamamen bayıldımmm. Ya o kadar konuşmak istiyorum ki bu kitabı. Bu inceleme tam anlamıyla kitabı okuduktan sonra neler hissettim ve ne düşünüyorumdur. Yani spoiler içerir. Okumadıysanız başka incelemelere bakmanızı tavsiye ediyorum. Bear’ın üç yaşamı da benzersiz ve gerçekçiydi. Kitabın bizi mutlu etmek için yazılmaması en sevdiğim özelliklerden biridir. Kitap, kurgusuna özgü yazılır, okuyucu için değil. Ve bu nedenlerden dolayı da Cora hiç gün yüzü göremedi. Ona gerçekten çok üzüldüm ama. Kocasının isminin farklı koyulduğu bir evrende de oda bir Lily’dir belki de diye düşünüyorum. Lily için öyle çok şey hissettim ki. Aynı adam ama bambaşka deneyimler. Hayatımızdaki o aşık olduğumuz bize iyi davranan erkekler, kocalarımız… başka bir evrende bizim korkulu rüyalarımız olabilir miydi? Başka bir ailede büyüselerdi. Ve kitabın sonu… İNANILMAZZ. Beni en çok tatmin eden şey budur. Ucu açık bir son. Evreni kapatmayan bir yazar. Ve böylece mutlu mesut yaşadılar demeyen bir kitap. Kitabı kapatıyoruz ama kitabı düşünmeye devam ediyoruz. Çünkü bitmiyor. Olasılıkların hepsi aklımıza doluyor. Bayıldımmmm.
İsimlerFlorence Knapp · Domingo Yayınevi · 2026404 okunma
Deli Gömleklerinizi Kuşanın, Zamanın Dışına Çıkıyoruz
10/10
·339 syf.··
Beğendi
·
2026 148. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 17:29
SPOİLER OLDUKÇA FAZLA !!!!!! Nereden başlayacağımı pek bilmiyorum açıkçası. Bu sene kitap incelemesi yazmayacağımı söylemiştim kendime ama galiba en çok inceleme yazdığım yıllardan biri oldu. Yıldız Gezgini de hakkında birkaç şey söylemeden geçemeyeceğim kitaplardan biri. Öncelikle kitabın diliyle başlamak istiyorum. Çünkü kitaba başlamadan önce okuduğum yorumların büyük kısmında dilinin ağır olduğu, bazı bölümlerin zor ilerlediği yazıyordu. Açıkçası ben aynı şeyi hissetmedim. Tam tersine, Jack London'ın kalemine hayran kaldım. Evet, kitap ölümden, bilinçten, geçmiş yaşamlardan ve insan ruhundan bahsediyor; yani oldukça büyük konuların peşine düşüyor. Ama bunu yaparken hiçbir zaman okuru yormuyor. Bir bölümde San Quentin'in karanlık hücresindesiniz, birkaç sayfa sonra çölün ortasında susuzluktan kırılan küçük Jesse'nin peşinden gidiyorsunuz, ardından kendinizi Kore saraylarında buluyorsunuz. Kitap sürekli yer ve zaman değiştiriyor ama buna rağmen akıcılığından hiçbir şey kaybetmiyor. Kitabımız ,Darrell Standing adında bir profesör var,onun San Quentin Hapishanesi'nde idamını beklediği günlerde başlıyor. Ama açıkçası Darrell ilk başta çok sevdiğim bir karakter olmadı. Oldukça gururlu, inatçı ve başına buyruk biri. Zaten hapishane yönetimiyle sürekli çatışmasının sebebi de biraz bu. Özellikle gardiyanlarla yaşadığı gerilim daha ilk sayfalardan hissediliyor.Sonra işler giderek sertleşiyor. Darrell'a uygulanan deli gömleği cezası kitabın yönünü tamamen değiştiriyor. Başlarda bunun sadece bir hapishane hikâyesi olacağını düşünmüştüm. Hatta Jack London'ın daha çok sistem eleştirisi yaptığı bir roman okuyacağımı sanıyordum. Sistem eleştirisi elbette var; San Quentin oldukça karanlık ve acımasız bir yer olarak çiziliyor. Deli gömleği sahneleri ise kitabın en vurucu yerlerinden
1000Kitap
Yıldız GezginiJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202510,3bin okunma
Reklam
Reklam