7 ay sonrasında, tam anlamıyla (üslup, kurgu, aktarılabilen mesaj...) beğendiğim ve müthiş akıcı bir şekilde nasıl okuduğumu fark etmediğim (alıntılarımı yazmaya bile fırsat bulamadığım) bir kitap üzerine uzun uzun sizleri okumaya ikna etmeye dair bir inceleme yapmak istiyordum. Ama konu bu kitaba çevrilince zihnimde bulunan derin mesajı aktarmanın ne kadar zor olacağını düşünüyorum, bunun yerine dileyen okusun dileyen anlasın istiyorum.
Benim için kitabı bu kadar çarpıcı yapan şey son sayfa oldu diyebilirim, zaten sonlara doğru bi' kırk sayfa Narziss ve Goldmund arasındaki net farklılıklar, birlikte söyleşileri olsun epey bir kafa yoruyor, oturup karakterlerle felsefe yapıyormuş gibi hissettiriyor ki artık birbirlerine denk yarışıyorlar fakat Goldmund'un son cümlesi olsun tüm bu kitap boyunca sarf ettiğim 300 sayfanın sonunu sorgulattı, ağzımı açık bıraktı. Bazı incelemelerden öğrendiğim ayrıntılarla çok değerli bir kitap haline geldi.
Bunun dışında kitap zaten Goldmund'un çevresinde şekillendiği ve kendisinin de söylediği gibi üç kısımdan oluşuyordu. Goldmund'un manastırdan ayrılıp manastıra döndüğü kısım yani hayatının ikinci kısmı olaylar ve yaşananlar bakımından biraz uzun sürse de üçüncü kısım kitabın elimde uzamasının tüm sıkıcılığını ört bas etti ve gerekliliğine ikna etti ki bundan bahsetmeme gerek bile yoktu diyorum şimdi. Dediğim gibi uzun zaman sonra keyifle okuduğum ve bir yerlerde saklı kalmış mesajıyla beğendiğim bir kitap oldu. Teşekkürler!