Eğer yaşamak kelimesinin manası her şeyden mahrum olmak ve ıstırap çekmekse, her an küçülmek ve bunu nefsinde her lahza duymaksa, bir türlü aşamayacağı bir çemberin içinde durmadan çırpınmaksa, şüphesiz ben de, benimkiler de en derin şekilde yaşıyorduk.
Batı'nın tanrısıyla birlikte Batı'nın şeytanının da gelmiş olması doğal değil midir? Ve Batı'nın iyi şeyleriyle birlikte kötü şeylerinin de gelmesi gerekmez mi?