“Bakın,” dedi, “Osmanlı meclisi dediğiniz topluluğu ben size anlatayım: Mebuslar Rum, Ermeni, Türk, Arap, Kürt, Laz, Ulah, Arnavut, Boşnak, Bulgar, Yahudilerden oluşuyordu. Sırbistan, Karadağ, Romanya, Mısır, Tunus da mebus göndermemişti. Ve bakın, meclisin çoğunluğu imparatorluktan ayrılmak isteyen azınlıkların elindeydi. Devlet-i Osmanî’nin yıkılması için çalışıyorlardı. Böyle bir duruma hangi devlet dayanabilir? Üstelik harp içindeyken… Türklerin azınlıkta olduğu bir milli meclis, hiç aklınız alıyor mu? Bu yüzden kapatmak zorunda kaldım. Kusura bakmayın ama bizim Genç Osmanlıların bir türlü anlamadığı gerçek budur işte. Avrupa’ya gidip oradaki idarelerin etkisinde kalıyorlar, bizde niye olmasın diye düşünüyorlar. Ama bilmedikleri şey şu: Osmanlı’da Avrupalılar gibi birleşmiş, yekpare bir millet yoktur. Dünya yüzünde ne kadar çeşit insan ne kadar çeşit din varsa hepsi bizdedir. Şimdi hürriyet diye diye geldiler. Bakın bakalım neler olacak.”