— Susun, Mösyö Homais! Siz kâfirin birisiniz. Ne dininiz var, ne imanınız!..
Eczacı cevap verdi:
— Neden olmasın, benim de dinim var, hem benimki, o türlü türlü hokkabazlıklar, maskaralıklar
eden heriflerin hepsininkinden ileri... Bilakis, ben Allah'a taparım. Bizi, vatandaş ve aile babası
vazifelerini görelim diye bu dünyaya getiren, adı ne olursa olsun, bir Yüce Varlık, bir Yaradan
bulunduğuna inanırım. Ama, kiliseye gidip gümüş tabaklar öpmeye, bizden iyi yiyip içen birtakım
soytarıları kesemden beslemeye gereksinme duyamam; çünkü insan Allah'a saygısını bir ormanda, bir
tarlada, hatta eski zaman adamları gibi, gök kubbeyi seyretmekle de gösterebilir.
O nasıl bir itaatkârlık, yalakalık,yaltakçılık,onursuzluk ve rezilci kendini küçük düşürmeydi öyle! Bedenen ve ruhen bu denli eğilip bükülünce, Tanrı katında yapılacak bir şey kalmıyordu...