Şirvan Kurban

Şirvan Kurban
@srvnkrbn
lisans
İstanbul
26 okur puanı
Ocak 2021 tarihinde katıldı
Roman Olmayan Roman
Puan vermedi·212 syf.··
2023 11. kitabı
"Fahim Bey ve Biz" her ne kadar roman türünde gösterilse de bu doğru bir tanım değildir. Öyle ki eserin sonlarına doğru anlatıcının -ya da yazarın mı demeliyim bilemiyorum çünkü yazarı anlatıcıdan ayıramıyoruz- adeta denemeleriyle karşılaşıyoruz. Bu denemeleri okurken "Noldu, nasıl geldik buralara?" demekten alıkoyamadım kendimi. Bunun sebebi eserin adı hakkında gereği kadar düşünmemem sebep olmuş olabilir. Çünkü eserin adında Fahim Bey dışında bir de "biz"den bahsedilir. Bu "biz"in görevi Fahim Beyi başkalarının gözünden görmemizi sağlamasıdır. Onun hakkında insanların, en çok da anlatıcının ne düşündüğünü okuyor, öğreniyoruz. Bir süre sonra da tamamen kendimizi anlatıcının iç döküşleri arasında buluyoruz. Bu da eseri zayıflatan bir mesele olmuş. Çünkü bu durum hem roman türünden bağımsız olmasına hem de başı ve sonunun uyumsuz olmasına sebep olmuş. Eserden bağımsız bir bölüm olabilirmiş. Bu iç döküşlerin eseri zayıflattığını düşünsem de içerisinde çok güzel tespitlerin olduğunu, beni okurken düşündürdüğünü ve çokça altını çizdiğim yerlerin olduğunu söylemeden de geçemeyeceğim. Eser baştan itibaren kronolojik bir sırada ilerlemiyor olsa da daha sonra kronolojik ilerlediğini söyleyebiliriz. Fahim Bey ve anlatıcı beraber yaş alır, beraber değişirler. Anlatıcının değişimi ve Fahim Bey hakkındaki görüşleri yaş aldıkça değişir. Bu değişimler biz okuyucu da tesiri altına alır. Anlatıcının gençken anlattığı Fahim Bey gözümde adeta büyür, ciddi bir adam vasfına bürünür. Anlatıcının orta yaşlarında anlattığı Fahim Bey daha çok yanlışlarla dolu, hayalperest bir adam imajı verir. Anlatıcının ilerleyen yaşlarında anlattıklarından mütevellit Fahim Bey benim için ciddiye alamayacağım, yanlış bir yaşam sürmüş bir adam hâlini alır. Hatta onun yanlışlığı doğduğundan itibaren adıyla
Fahim Bey ve BizAbdülhak Şinasi Hisar · Everest Yayınları · 20222,427 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Hakkı Celis ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu
Puan vermedi·232 syf.··
2023 5. kitabı
Önceleri Fecr-i Âtî topluluğuna mensup olan Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Balkan Savaşı ve Birinci Dünya Savaşı ile birlikte mensup olduğu toplumun fikirlerinden sıyrılmış "sanat sanat içindir" anlayışını "sanat toplum içindir" anlayışına dönüştürmüştür. Tümden değişen bu sanat fikrine ise 'Kiralık Konak"ta anbean şahit oluruz. Öyle ki Hakkı Celis'in sanat hakkındaki fikirleri, Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun fikirleri ile paralel ilerlemektedir. Hakkı Celis bir nevi yazarın kendisidir diyebiliriz. O da romanın sonlarına doğru Edebiyât-i Cedîde ve Fecr-i Âtî edebiyatı için 'zampara edebiyatı' görüşüne kâni olur. Eserde Naim Efendi, Servet Bey ve Seniha ile üç kuşağı görürüz:Naim Efendi eski bir Osmanlı bireyi, Servet Bey Alafranga olmaya çalışan bir züppe, Seniha ise eserde de bahsi geçen 'asır sonu' bir kadın olarak karşımıza çıkmaktadır. Eserde bu farklı üç kuşağın fikir ve değerler çatışmasına şahitlik ederiz. Yakup Kadri Karaosmanoğlu romanda bu üç kuşağı da yerer. Bu üç kuşağın sorunu en başta bireysellikten kaynaklanmaktadır. Hakkı Celis de buna değinir. Memlekette harp vardır fakat bu üç kuşakta bununla ilgilenmez. Hepsinin kendi arzuları, dertleri vardır. Hakkı Celis'in de önceki durumu böyledir. Romanın sonlarına doğru hülyalı çocuk gider yerine şehit olmak isteyen bir adam gelir. Hakkı Celis'in bu uyanışı Yakup Kadri nezdinde olması gereken ve beklenilen uyanıştır. Yakup Kadri'nin Hakkı Celis üzerinden toplumsal bir mesaj vermek istediğini görüyoruz.
Kiralık KonakYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 202321,8bin okunma
MOLİERE'İN CİMRİSİ HARPAGON
10/10
·120 syf.··
2021 15. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 31 Ekim 2021 19:40
Cimri, Moliere'in klasisizm akımı etkisinde kaleme aldığı beş perdelik bir tiyatro oyunudur. Eserin konusunu ise cimriliği ile ün salmış Harpagon ve onun etrafında gelişen olaylar oluşturur. Yalnız Harpagon için cimrilik sadece maddi açıdan kalmıyor, manevi olarak da çok cimri bir tipleme olarak karşımıza çıkıyor. Aynı zamanda Harpagon için burjuvanın cimrisi diyebiliriz. Moliere'in, aşırılığa kaçan cimriliği ile kendini sürekli komik duruma düşüren Harpagon tiplemesi üzerinden burjuva sınıfını eleştirdiği görülüyor. Hem güldürüp hem öğreten bu eserde Moliere bozuk düzeni komedi ile birleştirerek biz okuyuculara sunuyor. Ben keyifle okudum, size de keyifli okumalar diliyorum...
CimriMolière · Remzi Kitapevi · 201727,9bin okunma
Puan vermedi·238 syf.··
2021 5. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2021 19:26
Düş ile gerçeğin karıştığı, tarihi ve fantastik bir roman olduğu konusunda tartışmalar içerisinde olan bu eseri ben de fantastik kategorisine sokuyorum. Zaten yazar eserin içeriğinde bunu açıkça belirtiyor. Karakter ve olay açısından çok zengin olan eser Osmanlı zamanında geçiyor. Aynı zamanda karakterin varoluşsal sorgulamaları eserin en temel taşı çünkü (spoiler) olaylar bu sorgulamanın sonucunda Uzun İhsan Efendi'nin düşünde yaratılıyor. İhsan Oktay Anar ise dili o kadar güzel ve akıcı kullanmış ki farklı karakter ve olaylara geçilse bile konudan asla kopmuyorsunuz. Yazarın okuduğum ilk kitabıydı ama kesinlikle son olmayacak.
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,6bin okunma
Bey mi, Efendi mi?
Puan vermedi·223 syf.··
2020 1. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 05 Kasım 2020 16:46
Felatun Bey ile Rakım Efendi hakkında genel bir yanılgı vardır. Bu yanılgı kitabın Doğu-Batı çatışmasını ele aldığı hakkındadır. Oysaki kitapta bir Doğu-Batı çatışması değil doğru-yanlış Batılılaşma söz konusudur. Felatun'un Batı özentisi ve mirasyedi bir tip olmasının yanında Rakım nasıl ideal bir Osmanlı bireyi olunur onu anlatır bizlere. Doğru-yanlış Batılılaşma dedik ama Ahmet Midhat Efendi bu konuyu sadece kılık kıyafetle anlatmamıştır. Daha çok Berna Moran'ın dediği gibi ekonomi üzerinde de durmuştur. Okurken sürekli bir hesap kitap yapıldığını hepimiz fark etmişizdir. O yüzden Moran'a bu konuda fazlasıyla katılıyorum.(spoiler) Kitabın sonunda Felatun'un bir yığın borçla şehri terk etmesini, Rakım'ın ise tasarruflu harcamalarıyla varlığına varlık kattığını görüyoruz. Ahmet Midhat Efendi'nin bu konuda(ekonomi) halkı bilinçlendirmeye çalıştığı bariz bellidir. Kitabı okuduğumuzda bey mi, efendi mi olmak istediğimize biz karar verelim. Son olarak Midhat Efendi'nin akışı bozsa da, aralara girip okuyucuyla samimi bir ilişki kurması benim bir hayli hoşuma gitti.
Felatun Bey ile Rakım EfendiAhmet Mithat Efendi · Akçağ Yayınları · 201828,2bin okunma