"..Bazen doğruyu söylesek bile çoğunluk veya bizden daha etkili olan biri aksini belirttiğinde kendimizden şüphe etmeye ve aynı zamanda o kişiden etkilenmeye başlarız.
Ya da biri bizi sürekli aşağılıyorsa ve biz de onunla birlikte herhangi bir yola devam etmeyi mecbursak,artık onu bir şekilde kendimizden üstün görmeye başlarız.
Hatta ir süre sonra ona hak bile verir,onun bizden daha çok şey bildiğine inanır ve hayatımız hakkında yaptığı yorumları oldukça ciddiye alırız.
Bu da artık kendi kendimizi küçük düşürmemize ve kendimize saygımızın azalmasına sebep olur. Beyniniz bize böyle oyunlar oynamayı çok sever. Biz de yaşadıklarımızı hak ettiğimizi sanarak kendimize değil de bize incitenlerle empati kurarız ama bunu çok geç fark ederiz.."
"..Hölderlin'in cümleleri şöyleydi:
Zamanın ölçülü bir trajedi içinde soluşu,belki doğrudan kalbi ilgilendirmese de ruhu aşırı bir ölçüsüzlük ile takip eder ve sonunda kendisini vahşice gösterir; zira o zamanın ruhu gibi insanlar arasında ayırım yapmaz; bilakis acımasızdır ve sonsuza dek yaşayacak yazılmamış bir öfke gibi ölülerin dünyasından çıkar gelir.."
"..Şair,fakat siz nereden geliyorsunuz,diye sordu..
Ona baktım. Ölü İsa'ya benziyordu. Zayıf bir yüzü ve derin gözleri vardı.
Onu,sonsuz bir zamandan,diye cevapladım,her ikimizin de geride bıraktığı sonsuz bir zamandan,siz kendi zamanınızda yaşıyorsunuz ve ben de kendi zamanımda yaşadım,siz mısralar yazıyorsunuz ve ben de mısralar yazdım,sizinkiler kadar güzel değiller,daha mütevazılar,sizin şiirlerinize kattığınız kişisel trajedilerden mahrumlar.
Ben mısralarımda kişisel trajedimi aktarmıyorum.."
"..Fotoğrafçı bana baktı ve yüzü tekrar alaycı bir ifadeyle dalgalandı gibi geldi. İskambil kâğıdı gibi parmaklarının arasına yerleştirilmiş bir üçüncü fotoğraf tutuyordu fakat bana onu göstermedi. Sadece bırakın biraz felsefe yapayım,en azından şu son fotoğraf üzerine,dedi,aklıma birisinin söylediği "fotoğraf ölüdür çünkü tekrarlanamayacak bir ana sabitlenmiştir" sözü geldi. Parmakların arasında fotoğrafı bir iskambil kağıdı gibi evirip çevirip devam etti ve sonra kendime tekrar soruyorum,peki ya hayat böyleyse? Hayat huzuruyla ve katiyetiyle bir an bizi şaşırtıp sonra bize alaycı bir şekilde bakıyor çünkü o orada,sabit ve değişmez,halbuki bizler değişimin içinde yaşıyoruz işte o zaman müzik gibi fotoğrafını da bizim yakalamayı beceremediğimiz,olduğumuz,olabildiğimiz anı yakaladığını düşünüyorum ve bu anın karşısında yapacak hiçbir şey yok çünkü o bizden daha haklı ama ne konuda? Belki de şu akan,bize sürükleyen,bizim hikmetmeye çalıştığımız ama bize hükmeden zaman nehrini değiştirmeye hakkı var. Tekrar küçük duraklamalarından birini yapıp sigarasından bir nefes aldı ve devam etti; hayata karşı hayat mı,hayatın içinde hayat mı,hayatın üzerine hayat mı? Belki de şu fotoğrafa bakan size bıraktığım bir bilmecedir bu.."