Kitabın girişinde de bahsettiği gibi, kronolojiye dikkat etmeden, bir daldan diğer dala atlayarak, aklına eseni söyleyip, arada bir şeylere laf atarak anılarını aktaran, çok bilen ve bir o kadar da memnuniyetsiz olan bu hanımefendiyi ben çok sevdim. Yazar; doğru bildiğini konuşan, sözünü sakınmayan bir profil çizerek adeta ince çizgilerde dans ediyor. Hatta Mîna Hanım kitaplarının çok satması hakkında kendi de şaşırarak şöyle söylemiş:
"Kitaplarımın nasıl bu kadar sattığını anlamadım, hâlâ da anlamıyorum. Nasıl satar benim kitabım. O kadar aykırıyım ki bu topluma. Çok satıyorum, acaba çok mu bayağı yazıyorum. Acaba yanlış bir şey mi yaptım?"
Kitabı yazarın zaman zaman yer verdiği şiirleri de dahil olmak üzere her daim gülümseyerek, bir yakınımla sohbet ediyormuş gibi hissederek okuyorum. İnceleme yazmak için kitabın bitmesini bile bekleyemedim. Şimdiye kadarki favorilerimden biri olacak gibi görünüyor <3