Sena Güler

10/10
·353 syf.··
Beğendi
·
2025 13. kitabı
Kitabın girişinde de bahsettiği gibi, kronolojiye dikkat etmeden, bir daldan diğer dala atlayarak, aklına eseni söyleyip, arada bir şeylere laf atarak anılarını aktaran, çok bilen ve bir o kadar da memnuniyetsiz olan bu hanımefendiyi ben çok sevdim. Yazar; doğru bildiğini konuşan, sözünü sakınmayan bir profil çizerek adeta ince çizgilerde dans ediyor. Hatta Mîna Hanım kitaplarının çok satması hakkında kendi de şaşırarak şöyle söylemiş: "Kitaplarımın nasıl bu kadar sattığını anlamadım, hâlâ da anlamıyorum. Nasıl satar benim kitabım. O kadar aykırıyım ki bu topluma. Çok satıyorum, acaba çok mu bayağı yazıyorum. Acaba yanlış bir şey mi yaptım?" Kitabı yazarın zaman zaman yer verdiği şiirleri de dahil olmak üzere her daim gülümseyerek, bir yakınımla sohbet ediyormuş gibi hissederek okuyorum. İnceleme yazmak için kitabın bitmesini bile bekleyemedim. Şimdiye kadarki favorilerimden biri olacak gibi görünüyor <3
Bir Dinozorun AnılarıMina Urgan · Yapı Kredi Yayınları · 202214,3bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Urgan soyadına gelince, onu kendim isteyerek aldım. On sekiz yaşını geçtiğim ve bekar olduğuma göre, istediğim soyadını alabilirdim. (Böyle güzel özgürlükler vardı Mustafa Kemal döneminde.) Şimdi şu Urgan soyadını bana kimin önerdiğini söyleyince, küçük bir şok geçireceksiniz. Necip Fazıl Kısakürek! Evet, iyi bir şair ve yetenekli bir oyun yazarı bildiğiniz, henüz dinciliğe soyunmamış olan, bizim arkadaş grubundan Necip Fazıl Kısakürek! "Çalışkan", "Erdemli", "Ulugönüllü" gibi manevi anlamlar taşıyan bir soyadı değil, içinde çok sevdiğim U harfi bulunan bir nesne adı istiyordum. Necip Fazıl, "Urgan'ı seç" dedi. "Urgan da ne demek?" diye sorduğumda, Anadolu'da ip anlamına geldiğini açıkladı ve kahkahalar atarak, "solculuğundan ötürü günün birinde nasıl olsa asılacağın için, bu soyadı sana ayrıca uygun" diye ekledi.
Sayfa 97 - Yky·Kitabı okudu
İhtiyar bir an önce ölmek ister: Kemiklerinin kırıklığını Belli etmeden, Ağır ağır yürüyor Kirli bir denizin kıyısında, Boşuna bekliyor İğrenç bir canavarın Sulardan çıkıp İşini bitirmesini. Ama kimi zaman da ölüm, bir kedi yavrusu kadar sevimli gelir ona: Ölüm, kucağına yerleşmiş, Bir güzel kedi. Okşadıkça fesleğenler gibi, Güzel kokular saçan. Ölüm, boğucu sıcaklardan sonra gelen, mis gibi toprak kokan, bir yağmur kadar güzeldir kimi zaman. Tıpış tıpış pencereme gel, yağmur. Tıp tıp et cama. İçeri alayım seni. Gözyaşlarının tuzunu, Sevişmenin terini Yaşamanın kirini sil üstümden Yıkayıp tertemiz et beni. Bir an önce ölmeye can atar:
Sayfa 70 - Yky·Kitabı okudu
O Japon filminde olduğu gibi, Onu kucağına alıp sevgiyle ölüme taşıyacak Bir oğul bulunmadığından, Yaşlı kadın elini tutmuş ölümün. Uslu bir çocuk gibi Tırmanıyor dağın doruğuna Ak saçlarına kar yağarken.
Sayfa 64 - Yky·Kitabı okudu