Sena Güler

Urgan soyadına gelince, onu kendim isteyerek aldım. On sekiz yaşını geçtiğim ve bekar olduğuma göre, istediğim soyadını alabilirdim. (Böyle güzel özgürlükler vardı Mustafa Kemal döneminde.) Şimdi şu Urgan soyadını bana kimin önerdiğini söyleyince, küçük bir şok geçireceksiniz. Necip Fazıl Kısakürek! Evet, iyi bir şair ve yetenekli bir oyun yazarı bildiğiniz, henüz dinciliğe soyunmamış olan, bizim arkadaş grubundan Necip Fazıl Kısakürek! "Çalışkan", "Erdemli", "Ulugönüllü" gibi manevi anlamlar taşıyan bir soyadı değil, içinde çok sevdiğim U harfi bulunan bir nesne adı istiyordum. Necip Fazıl, "Urgan'ı seç" dedi. "Urgan da ne demek?" diye sorduğumda, Anadolu'da ip anlamına geldiğini açıkladı ve kahkahalar atarak, "solculuğundan ötürü günün birinde nasıl olsa asılacağın için, bu soyadı sana ayrıca uygun" diye ekledi.
Sayfa 97 - Yky·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
İhtiyar bir an önce ölmek ister: Kemiklerinin kırıklığını Belli etmeden, Ağır ağır yürüyor Kirli bir denizin kıyısında, Boşuna bekliyor İğrenç bir canavarın Sulardan çıkıp İşini bitirmesini. Ama kimi zaman da ölüm, bir kedi yavrusu kadar sevimli gelir ona: Ölüm, kucağına yerleşmiş, Bir güzel kedi. Okşadıkça fesleğenler gibi, Güzel kokular saçan. Ölüm, boğucu sıcaklardan sonra gelen, mis gibi toprak kokan, bir yağmur kadar güzeldir kimi zaman. Tıpış tıpış pencereme gel, yağmur. Tıp tıp et cama. İçeri alayım seni. Gözyaşlarının tuzunu, Sevişmenin terini Yaşamanın kirini sil üstümden Yıkayıp tertemiz et beni. Bir an önce ölmeye can atar:
Sayfa 70 - Yky·Kitabı okudu
O Japon filminde olduğu gibi, Onu kucağına alıp sevgiyle ölüme taşıyacak Bir oğul bulunmadığından, Yaşlı kadın elini tutmuş ölümün. Uslu bir çocuk gibi Tırmanıyor dağın doruğuna Ak saçlarına kar yağarken.
Sayfa 64 - Yky·Kitabı okudu
Ölüler çiçek açar Toprağın altında. Haberler gelmez olur, Kapı zilleri çalmaz, Telefonlar susar. Ama ölüler şarkı söyler Toprağın altından. Ölüler seslenirler bize Denizlerin derinlerinden. Ölüler top top ateş olup yanarlar Gecelerin karanlığında Ölüler hep çiçek açarlar Toprağın altında. Sen de ölmek istersin. Ama kendini öldürmeyi ayıp sayarsın. Bunu uzun uzun düşünmüşsündür. Ancak umarsız bir hastalık yüzünden nasıl olsa ölüme mahkum olanların; hem acı çeken hem de yakınlarına acı çektirenlerin kendilerini öldürmeye hakları olduğu kanısına varmışsındır. Ölümcül bir hastalığa tutulmayanların intiharı, bağışlanmaz bir güçsüzlük belirtisi, korkunç bir bencilliktir senin gözünle. Sonunda astı kendini Karadut ağacına. O ağacın kökleri Hepimizin yüreğine dalmıştı. Hep birlikte yemiştik meyvelerini, Hep birlikte gülmüştük gölgesinde. Ama o, tek başına astı kendini Karadut ağacına.
Sayfa 62 - Yky·Kitabı okudu