Sena Güler

Bizim halkın -yalnız fakir halkın değil, nerdeyse herkesin- otorite karşısında sindiğini söyledim demin. Bunun çarpıcı bir örneğini vermek istiyorum. Duyduğuma göre, Ferhan Şensoy, bir oyundan sonra, üniformalı bazı oyuncularını geceleyin Beyoğlu'na salmış. Oyuncuların üstündeki üniforma tamamiyle uydurmaymış. Ne Türk ordusununkine ne de Türk Polis Teşkilatınınkine benziyormuş. Oyuncular, caddeden geçen yurttaşlara yanaşmışlar. Sert bir sesle "kimliğini göster!" diye emretmişler. Yurttaşlar hemen kimliklerini göstermişler. "Arkanı dön! Ellerini duvara daya, üstünü arayacağız!" diye emretmişler. Yurttaşlar, bu emre de boyun eğmiş. Koskoca Beyoğlu Caddesi'nde, hiç kimse "Siz kimsiniz? Üstünüzdeki üniformayı tanımıyoruz. Benden bunları istemeye ne hakkınız var?" diyerek, hesap sormak cesaretini göstermemiş. Çünkü üniforma, uydurma da olsa, üniformadır gene de; yani bir otoritenin simgesidir ve halkımız boyun eğer otoriteye.
Sayfa 284 - Yky·Kitabı okudu
Reklam
Bundan bir gün sonra 5 Mayıs'ta Ankara'da "555 K" diye bilinen olay olmuştu ("555 K" beşinci ayın, beşinci günü, saat beşte Kızılay'da anlamına gelen bir parolaydı.) O gün o saatte Adnan Menderes'in otomobilini saran gençler "istifa et!" diye bağırınca, Başbakan oradan hemen uzaklaşacağına, sinirlerinin ne denli bozuk olduğunu gösteren bir biçimde davranmaya başlamıştı. Arabadan çıkıp, "benden ne istiyorsunuz? Beni öldürün öyleyse!" diye avaz avaz bağırmış, sağa sola saldırmıştı. İyi ki 27 Mayıs'ın halim selim gençlerinin şiddete hiç eğilimleri yoktu. Yakalarına sarılıp hesap sorduğu gençler, onun ölmesini değil, istifa etmesini istiyorlardı sadece.
Sayfa 272 - Yky·Kitabı okudu
Vatanseverlik namussuzlukla öyle özdeşleşmiştir ki onlarda, benim gibi memleketinin taşına toprağına bağlı kalan, başka bir ülkede oturmayı aklından geçirmeyen gerçek yurtseverler, bu duygularını bir ayıbı saklarcasına gizlemek zorunda kalırlar. Çünkü ne yazık ki, vatanseverlik namussuzluk ve faşizmle eleledir sanki. Örneğin, İspanya İç Savaşında, "viva la muerte! Abajo la intelligencia" (Yaşasın ölüm! Kahrolsun zekâ!) gibi ortaya iğrenç bir slogan atan General Millan Astroy da vatansever geçinir. Yurtseverlikle milliyetçilik kavramları birbirine karışır genellikle. Oysa bu ikisi arasında dünyalar kadar fark vardır. Yurtsever, doğduğu büyüdüğü toprakları sever; kendi milletinin insanlarına yakınlık duyar. Oysa milliyetçi, kendi memleketini yeryüzünün en üstün ülkesi, bu ülkenin insanlarını dünyanın en üstün soyu sayar. Hattâ örneğin, Almanya gibi başka ülkelere baskı yapıp, onları egemenliği altına almak ister; böylece faşizme yönelir. İşte bu yüzden de benim gibi enternasyonalizme inanan bir solcunun yurtsever olması çok doğaldır da, milliyetçi olmasının yolu yoktur.
Sayfa 268 - Yky·Kitabı okudu
Polislerden farklı olarak askerler, değil ateş etmek, zor bile kullanmıyorlardı gençlere karşı. "Yapmayın, etmeyin" diye yalvarıp yakarıyorlardı. Bir binbaşının, üniformasının yakasını tutup silkeleyen üniversitelilere, "ben de sizden yanayım; ama ne yapayım ki, üstümde bu var" dediğini kendi kulaklarımla duydum. (Üniformalıları sevmem, yaptıkları mesleği sevmem, kafa yapılarını sevmem. Ancak 27 Mayıs'tan önceki bir ay boyunca, üniformalıları çok sevdiğimi söylemeliyim.) Gençler, sevecenlik gösterileri yaparak, erlere sarılarak tanklara tırmanıyorlardı. Bir defasında subay, tankların üstünden inmelerini rica etti. Eğer inmezlerse, onları vurmak emrini aldığını, bunu yapmamak için, kendini vurmak zorunda kalacağını söyledi. Öğrenciler ancak o zaman indiler tankın üstünden.
Sayfa 270 - Yky·Kitabı okudu
O sıralarda sokaklarda dağıtılan şiirler ya da düzyazı metinler arasında, Nâzım Hikmet'in şiirleri de vardı, Fethi Giray'ın bir Ankara türküsünü değiştirerek yazdığı beş dize de: Ankara'nın taşına bakma, Gözlerimin yaşına bak! Bir sabah vaktı kaldır başını Etnografya Müzesinden Şu memleketin haline bak!
Sayfa 266 - Yky·Kitabı okudu
Reklam