...insanın Tanrı'yı görmeye katlanamadığı için ışığa ihtiyaç duyduğu gibi tuhaf bir fikre kapılıverdim. Karanlık Tanrı'nın ta kendisiydi. Size şahdamarınızdan daha yakın, her yerde olan ve gören, her zaman sizi sarmalayan başka kim olabilirdi ki?
İnsanların ruhunu çürümeye mahkûm etmek, onları içki şişelerinde, hayal dünyalarında teselli aramaya itmek çok daha büyük bir suçtu ve bunu yapanların ikiyüzlülüklerini, sığlıklarını suratlarına çalmak istiyordum. Hayır, delilerin değil en aklı başında insanların, evlerine girip gırtlaklarını kesebileceğini anlasınlar istiyordum. O mermer sıçan götlerinin tehlikede olduğunu bilsinler ve geceleri rahat uyuyamasınlar istiyordum.
Masasının karşısındaki koltuğa oturdum. Adının yazılı olduğu pirinç levhayı işaret ettim. "Babamın da var bunlardan bir tane."
"Ya? Baban ne yapıyor tam olarak?"
"Sizinle aynı şeyi. Yavaş yavaş çıldırıyor. "