Çok iyi bildiğim o en kutlu tarihten günler önce tetikte bekler, hataya düşeceğini umduğum kişilerin belleğini uyarabilecek hiçbir sözü ağzımdan kaçırmamak için dikkat kesilirdim. Yalnızlığım iyice kanıtlandığında, kendimi erkekçe bir hüznün güzelliğine bırakabilirdim.
Cansız harflerin üst üste yığıldığı bir toplu mezar olmuştu zihnim. İnsanın söylemek istediklerini söyleyebilmesi nasıl da büyük bir nimetmiş meğer o zaman anladım. Kafamı önüme eğip, yürümeye başladım. Garip bir istekle hızlı yürümek hatta koşmak istiyordum.
Benim mevsimim sonbahar
Sokakların tenhalaşmaya başladığı vakitler.
tek kişilik oyunlar ustasıyım ben.
tek kişilik özlemler, tek kişilik acıların ustasıyım