Solin

Solin
@ssolin
10/10
·516 syf.··
2022 5. kitabı
*Bu kitabı okumak hayatımda verdiğim en iyi kararlardan biriydi* Jane Austen'ın okuduğum ilk kitabı olan Emma'yla da fark ettim ki benim en sevdiğim tür klasik ve bu tarz günlük yaşamı, senaryoları ele alan kitaplar. Emma okurken o kadar içimi kıpır kıpır eden, o kadar yüreğimdeki boşluğu her satırında dolduran bir kitaptı ki böylesine az rastladım. 1,5 hafta gibi bir sürede bitirdim ama yine de bu kitabın sürükleyici olmamasından değil benim az okumamdan kaynaklıydı. Son 110 sayfayı tek oturuşta neredeyse ara vermeden bitirdim ve cidden beni özellikle son 100 sayfasıyla ve bitirdiğimde yüzümde oluşan o gülümsemeyle derinden etkiledi. Karakter analizlerime gelirsek çok uzatmadan kısaca bahsedeceğim. Mr. Knightley benim bu kitaptki favorimdi. Davranışları olsun, konuşmaları olsun, bilgeliği, deneyimi olsun gerçekten baştan aşağı mükemmel tasarlanmış bir karakterdi. Benim için de mükemmel insan tanımına tam uyan bir karakterdi. Emma yine aynı şekilde Mr. Knightley kadar olmasa da sevdiğim bir baş karakterdi. Kitabın sonlarında kendinin farkına varması ve mutlu olması benim de derin bir oh çekmemi sağladı. Sevdiğim kadar nefret ettiğim karakterler de var. Bunların en başında Mr. ve Mrs. Elton geliyor. İkisinden de kitabı okuduğum sürece o kadar haz etmedim ki bana bu denli nefreti yaşatan nadir karakterlerdendi. Gerçek hayatta da katlanamadığım insan tiplerinden oldukları için bu denli nefret ettiğimi düşünüyorum ama bu sinir bozucu davranışlarını asla gözümde haklı çıkarmıyor. Beni etkileyen bir diğer şey de Jane Austen'ın diliydi. Sevdiğim karakterleri bu denli çok sevip sevmediklerimden de bu denli nefret etmemin sebebi Jane Austen'ın bu karakteri çok güzel yansıtmasıydı benim için. Her bir karakter ayrı ayrı kafamda yer etti ve bu da Jane Austen'ın yazımından
EmmaJane Austen · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202514,1bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
8/10
·282 syf.··
Beğendi
·
2022 4. kitabı
Hayata dair hiçbir umudu kalmamış olan Nora Seed'in hayatı artık yaşamaya değer görmediği için intihar etmesiyle kendini Gece Yarısı Kütüphanesi'nde bulması bir oluyor ve böylece aklınızın sınırlarını sonuna kadar zorlayacağınız bir evrenin kapıları açılıyor. * Farklı seçimler yapsaydım hayatım nasıl olurdu? Eğer şu an gittiğim liseye gitmek yerine başka bir lise seçseydim şu an ne yapıyor olurdum? Bu sorulardan binlerce türetebilirim sanırım. Gece Yarısı Kütüphanesi'nde de geçtiği gibi insanlar yaşamadığı, deneyimlemediği hayatlarını hep çok özler. Her zaman acaba şunu farklı yapsaydı ne olurdu gibi soruları kendine sorar ve ben de bu insanlardan farklı değilim. Her zaman başaramadığımız, yapamadığımız şeylere özlem duyuyoruz ama asla onları hayatımıza katmaya calışmıyoruz. Hemşire olan bir insanın ben neden doktor olamadım, acaba doktor olsaydım şu an hayatım nasıl olurdu dediğini düşündüğümüzde aslında doktor olmak da hemşire olmak da o kisinin elindeydi ancak o, çalıştığı kadarıyla hemşire oldu. Doktor olmak da onun kendi imkanları dahilindeydi ama onu seçmedi. O zaman bu insanın doktor olmadığı için pişmanlik duymaya ne kadar hakkı var? Aslında bu 'yaşamadığımız' hayatlara özlem duymak tamamem insanın sorumluluktan kaçınması. O yüzden elinizde olan hayatı en iyi şekilde değerlendirmeye bakın. Gece Yarısı Kütüphanesi'nde olduğu gibi farklı seçimler yapsaydınız ne olurdu sorusuna yanıt bulmanız pek de olası değil. Eğer bunu yapamıyorsak biz de yaşadığımız hayatı seçimlerimizle gurur duyacağımız bir hayata çevirelim. İşte o an yaşamadığımız hayatlara özlem duymayı bırakacağımız andır * Kitabın en büyük sıkıntısı yazarın sürekli felsefe yapmaya çalışmasıydı. Bence bir kitaptan herhangi bir anlam çıkarılacaksa bile insan kendi yorumlarıyla bu anlamı çıkartmalı
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,2bin okunma
İnsanlığımı Yitirirken
9/10
·109 syf.··
2022 2. kitabı
Bu kitap hakkında ne diyeceğimi gerçekten bilmiyorum. Sanırım ilk defa bir kitaba inceleme yazmakta bu kadar zorlanıyorum. Kitabı yeni bitirdim ve sanki tüm kelimeler boğazımda diziliyor gibi... Ana karakter Yozo'nun yaşadığı her bir acıyı, her bir iç çatışmayı o kadar derinlerimde hissettim ki. Topluma karşı olan korkusu, hata yapmaya karşı olan korkusu ve bunların sonucunda başlarda sürekli yazarın deyimiyle "şaklabanlık" yaptığı ama sonlara doğru gerçekten yaşadığını hissedemeyişi... Kitabı okurken üzerimde oluşturduğu hüznü anlatamam. Yozo'nun iç dünyası beni o kadar etkiledi ki. Yozo sürekli insanlığı sorgularken ben de onunla beraber sorguladım her şeyi. Yaptığı her şeyde kendini suçlu bulması, toplumun onu hep aptal yerine koyacağını düşünmesi, aslında insanlardan çok korktuğu halde sürekli onları güldürerek kendini kabul ettirme çabası... Yozo'nun her bir duygusunu hissettim ve her sayfada ona sıkıca sarılmak istedim. Sonlara doğru Yozo tüm hayatını kaybettiğinde hiçbir gözyaşı dökmeden içten içe ağladım. Yozo kolay kolay ağlamazdı bu yüzden ben de bu kitabın sonunda ağlamak istemedim ama hissettikleri karşısında içimden bir parça koptuğunu hissettim. O insanlığını yitirdikçe ben de onunla beraber yitirdim. Kitabı bitirip gerçek hayata döndüğümdeyse Yozo'nun bahsettiği her bir gerçekle karşılaştım. O gerçekten insanlığını insanlar yüzünden yitirmişti... Herkesin kesinlikle okuması gerektiğini düşünüyorum. Hüznün derinliklerine dalmak istiyorsanız Dazai bunun için bir başyapıt ortaya koymuş. Mükemmeldi...
Edebiyat
İnsanlığımı YitirirkenOsamu Dazai · Sel Yayıncılık · 202060,2bin okunma