Polyanna'yı ilkokula giderken okumuş ve çok sevmiştim. Sanki ben bir kitap karakteri olsam Polyanna olurmuşum gibi hissettrirdi. Mutluluk oyununu zaten oynadığımı fark etmiştim. Ancak büyüdükçe farkında bile olmadan bu oyunu oynamaz oldum.
Sürekli "küçükken hayat daha güzeldi, yetişkin olmak korkutucu ve yıpratıcı" gibi düşünceler aklıma geliyordu. Halbuki küçükken olmak istediğim yetişkin modeline çok yakın olmama rağmen eskisi kadar mutlu hissetmiyordum. Bunun nedeni de kendi zihnimi mutluluk oyun alanı olarak inşa etmek yerine karanlık bir mağara olarak bırakamamdı.
Sadece ben değil, etrafımdaki (genç) yetişkinlerde de bu sorunla sık sık karşılaşıyorum. Eskinin hep daha iyi olduğunu söyleyip duruyorlar. Ancak değişen en büyük şey kafa yapıları. Zihinleri artık onlara mutluluk değil de hüzün vermeye kodlanmış.
Polyanna'nın afacan ve neşeli halleri tıpkı bana yardım ettiği gibi sizi de geçmişe götürüp şu anki sorunlarınızı çözmenize de yardım eder belki kim bilir :)
Şimdiden iyi okumalar diliyorum