Ama birinin ruhunu anlayabilmek için kendimizi açarsak? Günün birinde sona eren bir yolculuk mudur bu? Ruh, gerçeklerin bulunduğu bir yer midir? Yoksa sözüm ona gerçekler sadece hikayelerimizin aldatıcı gölgeleri midirler?
Beklentilerini azaltırsa daha hakiki olacağını, büzülüp sert, güvenilir bir çekirdek haline geleceğini ve böylece hayal kırıklığının vereceği acıya karşı şerbetli olacağını umut edenler olabilir. Ama kollarını kendisine uzatan, arsızlık eden her beklentiyi kendine yasaklayan bir hayat yaşamak nasıl bir şey olurdu, yalnızca, otobüs gelse türünden değersiz beklentilerle dolu bir hayat?
Yabancı biri var etrafımda ve düşünceli düşünceli bakıyor bana. Ne? Yaşıyor musun hâlâ, Zerdüşt?
Neden? Niçin? Neyle? Nereye? Nerede? Nasıl? Budalalık değil mi hâlâ yaşıyor olmak?-
Ah, dostlarım, akşamdır bana bunları sorduran. Bağışlayın hüznümü!
Akşam oldu: Bağışlayın akşam oluşunu!