Şeyma Balkan

Şeyma Balkan
@ssseymak
Puan vermedi·224 syf.··
2023 1. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 06 Ocak 2023 10:07
İnsan kendinden bir adım öteye dahi gidemez, çoğu zaman. Ne ise odur, başka bir şey olamaz. Öyle bir zaman gelir ki içimizde yatan kin, nefret, habis bir çöp gibi yayar kokusunu etrafa. Biriken bütün hasetler bir kurşunun gövdeyi delip geçmesi gibi delip geçer muhabbeti, özgürlüğü, birliği, dayanışmayı. Böyle başlayan dünya telaşı böyle de devam eder. Güçlü kalemi, fikriyatı, özgünlüğü noktasında hayran olduğum ve severek okuduğum Güray Süngü bu kitabıyla da beni bir hayli etkiledi. Okudukça, zihnimde canlanan sahnelerin günümüz dünyasına benzerliği dikkatimi çekti. İçeriğe kısaca değinecek olursam: Küçük bir adada yaşayan ve kendi kendilerine varlıklarını sürdüren bir halkın, başka bir adadaki savaştan kaçıp gelen "zedelerle" beraber değişen hayatlarını anlatıyor Güray Süngü. Öncelikle zedelere merhamet, yardım, kabul ile başlayıp devam eden günler "Yüksek Ülke" ismindeki ülkeden gelen adamlar ile birlikte ekilen haset, ayrım, düşmanlık tohumlarının büyümesiyle devam ediyor. Göğü gözlerine doldurmak isteyen Yamuk, anlattığı masalları bitmeyen Ana, her şeyin farkında olanlara has suskunluğa sahip Korkor ve hikayesi başkalaşan birçokları... Velhasıl başlangıçta yazdığı gibi "Bir varmış iki yokmuş. Sonra rab bir daha yaratınca iki olmuş. İki olunca iki biri bilmez olmuş. Bu masal odur." Tavsiyedir, sevgiyle.
Büyük Irmaklardan BileGüray Süngü · Ketebe Yayınları · 2022506 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·186 syf.··
2021 30. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Ağustos 2021 18:15
Bazı kitapların, yazıldığı dönem ya da yazarın zihninde oluşturduğu kurguyla sınırlı kalmaması beni her zaman çok daha fazla etkilemiştir. Tanrısız Gençlik de bu kitaplardan. Faşizmin toplum üzerindeki yayılmasına içten içe karşıt olan bir öğretmenin, bu durumun gençliği nasıl bir hale getirdiğini anlattığı bir kitap Tanrısız Gençlik. Okullar asker ya da belki tek atımlık kurşun yetiştiriyor, gençler asker ya da belki tek atımlık kurşun olmayı çoktan kabullenmiş. Zenginler kazanıyor ve fakir çocuklar pencere demirlerinden izliyor bu zaferleri. Ruhlar sislerin ardına takılıp gitmiş ve gözlerde kocaman bir boşluk bırakmış gibi. İçsel ahlakın çöküşü her şeyin sonunu berberinde getiriyor, buna inandırıyor yazar sizi. Sayfa 33'te "...bugünkü gençliğin şanssızlığı artık doğru dürüst bir ergenlik yaşayamamasında..." diyor yazar. Erotizmin, politikanın, ahlak ve ahlaksızlığın tek bir kaba konup çorba edildiğinden ve gençliğin en içten duygularının bir korkuluk için kullanıldığını dile getiriyor. Kişilikler ölüyor, hakikat gidiyor ve geriye bir tek yalan kalıyor. Günümüz için de mesele aynı mıdır? Evet, sanıyorum bu böyle kabul edilebilir.
Tanrısız GençlikÖdön Von Horvath · Jaguar Kitap · 20164,697 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2021 28. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2021 06:58
İran edebiyatının önemli, hatta devrim yaratan yazarlarından biri olan Gulam Hüseyin Saedi'nin 8 öykülük Bayel Ağıtçıları isimli bu kitabı hem İran edebiyatından hem de yazarın kendisinden okuduğum ilk kitap. Kitap bende ilk başta hissiyat olarak belirsiz bir intiba bırakmış olsa da işlenen diyaloglar, farklı konularda yazılmış 8 ayrı öykünün zihinde bir bütüne dönüşmesi, konuların derinliği, verdiği mesajlar öylesine kusursuz ki bu belirsizliği kitap üzerine biraz düşünmekle ortadan kaldırmak mümkün. Bahsettiğim belirsizlik "bu kitabı sevdim mi, bu kitabı anladım mı, bu kitabı doğru okudum mu?" başlıklarında duraksadığımdan öte gelen bir belirsizlik. Bunları kendime sorup istediğim cevabı almadan bir kitaba "okudum" diyebilmem mümkün değil. Bayel adında hayali olduğu tahmin edilen bir yerde geçiyor bütün olaylar. Sürekli bir ölüm, sürekli bir gidiş, hatta sürekli bir karanlık mevcut olay örgüsünde. Öyle ki okurken Bayel'e hiç güneş doğmuyor gibi hissettiriyor. Bir ölüm ya da bir gidişin ardından herkes yas ve yakarma moduna giriyor ve böylece gün aydınlıksa bile karanlık yükseliyor Bayel'in üzerine. Beni en çok etkileyen 4. hikaye ve en çok düşündüren de 8. hikaye oldu. Zaten 4. hikaye Gav isminde beyazperdeye taşınmış ve İran sinemasının isminin dünyada duyulmasını sağlamış. Okurken de bu hikayenin bir film senaryosuna temel olmasına hak veriyorsunuz. 8. hikaye ise son ve Bayel halkının düşünce, inanç şemasının bir özeti niteliğinde. Başta belirsiz de olsa, sonrasında hisleri kuvvetlendiren etkileyici bir eser. Tavsiyedir.
Bayel AğıtçılarıGulam Hüseyin Sâedi · Yapı Kredi Yayınları · 2017256 okunma
Puan vermedi·320 syf.··
2021 26. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2021 20:16
Kadimzamanlar ve Diğer Vakitler, yazarın okuduğum ilk kitabı ve tek kelime ile belirtmek isterim ki muazzam! Kadimzamanlar bir yerleşim yeri ve başlıkta bahsi geçen "diğer vakitler" de burada yaşayan her bireye ait olan zaman anlamını taşıyor. Yani yazar, hayatın içindeki her olaya, her olguya, her bireye bir "zaman" atfediyor. Her şey kendi zamanının hikayesini yazıyor: Michal'in Zamanı, Başak'ın Zamanı, Ruta'nın Zamanı, Misia'nın Zamanı, Oyunun Zamanı, Tanrı'nın Zamanı, Izydor'un Zamanı... Duygular, içsel sıkıntılar, buhranlar, düşünceler, karakter özellikleri, inanç figürleri öyle güzel ve çekici betimlemeler kullanılarak anlatılmış ki siz de okurken Kadimzamanlar'da yaşayan bir vakit olduğunuza inanıyor, adeta kitabın içine çekiliyorsunuz. Bu dokunaklı romanı okumanızı tavsiye ederim.
Kadimzamanlar ve Diğer VakitlerOlga Tokarczuk · Timaş Yayınları · 2020877 okunma
Puan vermedi·463 syf.··
2021 25. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 04 Mayıs 2021 15:39
Yıllardır kitaplığımda bulunan fakat okumak için hiçbir istek duymadığım bir kitaptı Angela'nın Külleri. Neden bu kadar bekledim, bunu bilmiyorum. Ancak doğru zamanda okuduğumdan da eminim. Frank McCourt'un kendi hayatını anlattığı otobiyografik türde bir kitap Angela'nın Külleri. Otobiyografik romanları severim. Bu kitaplarda sunulan gerçek hayatın açık seçikliği beni daha çok düşündürür. Doğrusunu söylemek gerekirse Angela'nın Külleri'ni okuma zamanımın geldiğini hissettiğimde beni böyle bir hayat hikayesinin beklediğini asla tahmin etmezdim. Amerika'da dünyaya gelen ve ekonomik kriz ardından ana vatanları olan İrlanda'ya, daha iyi bir hayat umuduyla, göç eden bir ailenin çocuğu Frankie. Daha iyi bir hayat... İrlanda'nın rutubetli havasında, uzun süre çalışmayan ve çalıştığında kazandığı üç beş kuruşu içkiye yatırıp henüz yeni girdiği işinden de olan bir babayla, evde çoğu zaman çaresiz bekleyişler içinde sızlanan bir annenin peş peşe doğan çocuklarını yaşatma çabasını ve anne babalarının gösterdiği çabadan daha güçlü bir çaba göstererek yaşamaya çalışan çocukların hayatını kelime kelime sergilenen bu kitapta izliyoruz adeta. Yoksulluk, sefalet, umursamazlık, bencillik, pislik, hastalıklar, ölümler... Bütün bunların içinde yaşayan bu aileyi düşündükçe, yazarın kitabın ilk sayfasında kurduğu "Geriye bakıp çocukluğumu anımsadığımda, nasıl hayatta kalabildiğime hâlâ şaşarım." cümlesini çok iyi anlıyoruz. Baba Malachy devamlı içiyor, anne Angela devamlı sızlanıyor, devamlı yeni çocuklar dünyaya geliyor ve üç tanesi peş peşe ölüyor. Yokluk içinde olmalarına, sorumluluklarını yerine getirmeyen bir babaya sahip olmalarına, çeşitli acılara maruz kalmalarına rağmen hayatı seven, ailelerini seven ve onlara olan bağlılıklarını yitirmeyen çocuklar yetişiyor McCourt ailesinde. Ve
Angela'nın KülleriFrank Mccourt · Epsilon Yayınları · 20084,603 okunma