"Bir gün sonbahar doğasına karşı gelerek, sararan yaprakların inadına yemyeşil kalmayı seçmiş. Öyle parıldıyormuş ki diğer yaprakların arasında, bir bakan bir daha bakıyormuş. Herkes şaşırıyormuş bu işe... Sonbaharda yeşilin işi neydi Allah aşkına? Sonbahar kasvet demekmiş o yeşil yaprak için.... Kasveti, sessizliği ve ölü durgunluğu sevmeyen yaprak, bu düzeni bozmak istemiş.
Sonbaharı iyileştirmek istemiş.
O cılız, minik yaprak, ölü yaprakların ve sonbahardan mutlu olan insanların kendinden çok olduğunu unutmuş. Herkes
bu mevsimi yaşamak istiyormuş oysaki... Ya onlara uyacak ya da ölüp gidecekmiş. İlkbahardan arta kalan minik yaprak gitgide sararırken düşünmüş.
'Bu kadar ölü yaprağın içinde yaşayacak olmam bir mucize olurdu zaten...'
Ruhumun ölü yapraklarına rağmen yemyeşil hâlinle karşımda durduğun için seni seviyorum. Sakın o sarı yapraklara uyma minik yaprak... Doğum günün kutlu olsun..."