"EN ÖNEMLİ ŞEYLER KİMİ ZAMAN HİÇ FARK EDİLMEDEN GEÇİP GİDENLERDİR."
Tüm ilgimi kendisine yöneltmeme sebep olan arka kapağındaki başlığı ve sonra kitap ismiyle kendine çekti bu roman beni. Aslında işleyişi ve kurgusuyla bir roman özelliği taşıyor iken içeriği açısından tam bir kişisel gelişim kitabı. O yüzden "romanlaştırılmış kişisel gelişim kitabı" tabiri bu kitap için doğru bir ifade olacak. Kitap bu noktada da önem arz ediyor benim için çünkü normalde elime, dört yüz elli sayfalık bir kişisel gelişim kitabı tutuşturulsa kem küm eder okuma hevesimin sınandığını düşünürüm ama durum bu kitapta farklı bir hal aldı…
Amerika'da muhasebeci olarak sürdürdüğü yaşamını Fransa'da ünlü bir şirkette istihdam danışmanı olarak devam ettiren ana karakter Alan, insanlara karşı mahcup olmaktan, kusur işlemekten, farklı düşüncelere sahip olduğunda bunu karşısındakine rahatlıkla ifade edebilmekten çekinen, kendi isteklerini başkalarının karşısında hep arka planda tutan bir adam. Hata yaparsa sevilmeyeceğini, saygı görmeyeceğini düşünen bu adam samimi, eşit ilişkileri seven bir kişilik fakat tüm bunlar onu bunalıma sürüklemekten başka bir işe yaramıyor. Şimdiye kadar edindiği iş ahlakından kabul ettiği etik değerlerden farklı bir iş tecrübesi yaşıyor olması ve bu konuda elinden herhangi bir şey gelmiyor oluşu da onu mutsuzluğa sürükleyen faktörlerin başında geliyor aynı zamanda. Yaşam ile çizgi sınırlarını aşmış bu kişi hayatına son vermeyi düşündüğünde gizemli bir şekilde onu bu durumdan çekip çıkaracak olan isimle, benim için kitabın parlayan yüzüyle, yani Dubreuil ile karşılaşıyor. Zekasına hayran kaldığım bu adam enerjisiyle cazibe kuşanmış bir karakter, aynı zamanda eğlenceli de. Çeşitli iletişim becerilerini kendine özel tekniklerle Alan'ın hayatına işlerken, tüm iplerin elinde