Puan vermedi·161 syf.··
2026 26. kitabı
Bu kitabı hisleriniz uyuştuğu bir zamana denk getirip okursanız sayfalarda gezinen o kekremsi tadı ruhunuza boca ederek durumu stabil hale getirebilirsiniz. Her kitaptan da fayda devşirmeyiverelim. Edebiyatımızda kendisine şiir dedirten kitabımsıların içinde bu eser de sarhoşken bağıran adamlara hislenip katılmak kabilinden var olmuş olsun. Ne olur yani!
Cinnetim CennetimdirBülent Akyürek · Fincan Yayınları · 2010148 okunma
Puan vermedi·312 syf.·
2026 36. kitabı
Herkese yeni haftanın ilk gününden merhabalar.Şu sıralar hem yoğun hemde bol koşturmalı geçsede yinede kitaplarımdan ayrılamam diye heryere benle geliyorlarYinede okuduktan sonrada pişman olmadığım kitaplara denk gelmek bence gerçekten artık büyük ayrıcalık oldu.Çünkü bu kitap büyün tabuları yıkmaya gelmiş adeta.Hadi konusundan bahsedeyim. Kitabın daha ilk sayfalarından bol aşiret ve töreli bir kitap okuyacağımızı düşündürtüyor evet yok mu tabi var ama bu sefer farklı.Ezman ve Asmin kardeşlerinin kaçması nedeniyle kimseye zarar gelmemesi için berdel kararıyla evlenirler.Ezman ağa aslında törelere baş kaldırmak için memleketini terk etmiş Londra’da yaşamını devam ettirir.Ama annesinin ısrarıyla tatile gelir ve kendini bir anda nikah masasında bulur. Nasılsa formalite icabı olarak gördüğü evliliği daha karısıyla göz göze geldiği ilk anda vurulmasıyla işler birazcık değişir.Ağa dediysek hani bu öyle sert ağalardan değil bir iç sesi varki evlere şenlik.Mizahı yüksek bol eğlencesi olan bir çatışması vardı. Ağamızın yaptığı hataları saymakla bitiremesemde Asmin’i bırakıp Londra gittiğinde başlıyor.Ağamızın sevgilisi olsada sevmiyor ama sırf vicdan için gitmeye kalkıyor acı gerçekle birde orda yüzleşiyor.Aslında ters masal olması o zamandan başlıyor ve olayların en başında olması gerekenler sonlara doğru oluyor.Eh Asmin kızım sende bu azimle iyi başardın dedirtti okumak istemesi ve bunu şart koşması çok iyiydi. Üstüne üstlük Ezman ağanında sürekli annesine Asmini savunması daha da keyfimi yerine getirdi.Birbirlerine karşı hem çekişmeli hemde tutkulu olmalarıysa daha da sevimli oldu bence. Kavgalarıda stabil olmadı aşklarıda ben özellikle iç sesle yaşanan tartışmalar ve özellikle alışılagelmiş “Ağa” kavramından uzak olmasını daha çok sevdim.
Ters MasalHatice Yılmaz Işıktaş · Kaktüs Sanat Yayınları · 202524 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·392 syf.··
2026 24. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 23:58
Herkese selammm kara mizahla harmanlaşmış bir fantastik kurgu kitabının yorumuyla geldimm. ilk önce eserin içeriğine değinelim sonrasında kendi hissettiklerimi de paylaşırım Hermes 35 yaşında takıntıları olan düzeni ve temizliği hastalık derecesinde seven genç bir adamdır.Temizlik ve düzen takıntısı o kadar odak noktası olmuştur ki,hiç arkadaşı olmayan sevdiği kıza açılamayan evine insanları çağıramayan bir adama dönüşmüştür.Evinden işine,işinden evine sade va stabil bir hayat süren Hermes iş yerinden bir arkadaşının ölümüne sebep olunca vicdan yükünden kurtulamanın yolunu intihar etmekte bulur.Birinin ölümüne sebep olan her insan gibi oda artık zebanilerle dolu bir cehennemde açacaktır gözlerini hemde bir şeytanın asistanı olarak.Cehennem dediysem öyle gerçek hayatta anlatıldığı gibi düşünmeyin sakın kola içen zebaniler,kitap okuyan şeytanlar,bilgisayarlar,holdingler,evraklar daha nicesi karşılıcak sizleri. Şimdi gelelim kitabın bana düşündürttüklerine.Konusu bence çok güzeldi.fantastik kurguydu ama bana yaşamanın önemini birkez daha hatırlattı diyebilirim.Güzel esprileri vardı.Tebessüm ettirse de gülmeme yetmedi bir arkadaşım kahkaha attığını söylemişti.Kitabın en sevdiğim yeri finali ve ortalarında Hermes in zaten yaşayacağım ne kadar yıldı ki bunu bu kadar boşa harcamışım diye duyduğu hayıflanma oldu.Hatta beni bile derin bir sorgulamaya itmeye yetti bu cümle. Finali de beni şaşırtmadı ama hep böyle bir son olmasını istedim istediğim şekilde de oldu mutlu bir şekilde bitirdim eseri . Benim için güzel bir maceraydı severek okudum evreninden çıkmak istemedim alışmıştım Hermese keyifli okumalar.
Şeytanın AsistanıLiz D. K. · İthaki Yayınları · 202610 okunma
Dijital Ayraç - Bölüm 7: Canan Tan - Piraye
Puan vermedi·431 syf.··
2026 18. kitabı
Özgür Ruhun Trajik Teslimiyeti: Piraye Uzun zamandır bir karakteri okurken bu kadar sinirlendiğimi, nabzımın hiç stabil kalmadığını ve kalbimin bu kadar sert zikzaklar çizdiğini hatırlamıyorum. Canan Tan'ın "Piraye" romanının kapağını kapattığımda içimde derin bir sessizlik değil, koskoca bir isyan vardı. Normalde bu platformda her kitabın hayatımıza bir şeyler katacağına inanarak naif incelemeler yapmaya çalışırız. Ama ne üslubuyla ne konusuyla ne de karakterleriyle elle tutulur hiçbir yanı olmayan, neresinden tutsak elimizde kalan bir hayal kırıklığı oldu benim için. Görüp görebileceğim en iradesiz, en tutarsız karakterlerden biri Piraye. Özgürlük, hak, adalet, eşitlik gibi kavramlar sadece dilinde; yaşamının hiçbir yerine dahil etmemiş bu değerleri. Hayatın akışına kendini öyle bir kaptırmış ki, koca bir ömrü sadece "Acaba hangisiyle evlensem?" diye düşünerek, her sene başka bir "yakışıklı" beyin ona aşık oluşunu seyrederek geçiriyor. Sözde özgürlüklerin kadını, onu kısıtlayacak hiçbir şey istemez... Ama Haşim onu kısıtladığında hemen affetmeyi bilir, kendine "Haşim'in Piraye'si" demekten zerre çekinmez. Hele o Haşim'in eski sevgilisiyle konuşurkenki küçülmesi, adeta "istersem onun eşini de elinden alırım" iması... Bir insan ancak bu kadar alçalabilir. Ve her şeye rağmen, kendine rağmen evleniyor Haşim'le. "Denemezsem pişman olurum" diyor. Kumar mı oynuyoruz Piraye, evliliğin neyini deniyorsun? Aşık olsa bu aptallıklarını bir kalıba sokup anlayacağım ama aşıkmış gibi de davranmıyor. Bu düpedüz tercih edilmiş bir aptallık. Haşim ise baştan aşağı bir hayal kırıklığı. Kendi kararlarını dahi tek başına veremeyen, evlenene kadar alttan alıp evlendikten sonra Piraye'nin gururunun ayaklar altına alınmasına seyirci olan bir adam. Ve nihayetinde o aptal erkeklik egosuyla
1000Kitap
PirayeCanan Tan · Altın Kitaplar · 201350,4bin okunma
Narsizm
3/10
·264 syf.··
2026 16. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 00:00
Alanında çok daha iyilerini okuduğum için bana vasat gelsede ilk defa okuyacaklar için çok iyi bir kaynak olabilir . Bu kitap, narsistleri kuzu yaparak devletlerin adli yargısından kaçıran yanlış akademik tanımlamaların ötesine çok daha önceden geçerek, ölümcül psikopatların GERÇEK tanımında stabil kalarak, vahşi insanımsı suretteki, merhametli ama akılsız insan avcılarını tarif ve izah...
Etrafım Psikopatlarla DoluThomas Erikson · Koridor Yayıncılık · 0203 okunma
Yaşayarak öğrenmek
8/10
·148 syf.··
2026 1. kitabı
Gotama’nın kusursuz öğretisi başkası tarafından yazılmış ve hatasızca derlenmiş kapalı kaynak bir işletim sistemi gibiydi. Her şey tıkır tıkır çalışıyordu, sistem mükemmeldi ama Siddhartha o hazır olarak kendisine sunulan sistemi kurmayı reddetti. Çünkü başkasının kusursuz kodlarıyla kendi gerçeğini çalıştıramayacağını içten içe biliyordu. Kendi sistemini sıfırdan, hata yapa yapa, sistemi çökerte çökerte kendin derlemen gerekir. Çünkü bilgelik anlatılarak aktarılamaz, yaşanarak bilge olunur. Siddhartha'nın hayatın içinde savrulduğu o aşırılıklar -bir yanda bedeni açlıkla yok saymak, diğer yanda paranın ve ihtirasın dibine vurmak- aslında arka planda sistemi yoran gereksiz işlemler gibiydi. Ta ki tüm o yorucu aşırılıklardan arınana kadar. Tıpkı hayatlarımızdaki kalabalığı sadeleştirirken yaptığımız gibi; gereksiz gördüğümüz her şeyi silip, geriye sadece anlam ifade eden doğru renkleri ve en temel katmanları bırakmak. Siddhartha’nın ormanın derinliklerinde saatlerce dinlediği o nehir ile Lain’in zihnini bağladığı The Wired aslında birbirine benzetilebilecek şeyler. Biri su damlalarının sonsuz döngüsü, diğeri veri paketlerinin bitmek bilmeyen akışı. İkisi de bireysel benliğin ve fiziksel sınırların kalktığı; geçmişin, bugünün ve geleceğin tek bir şablonda, tek bir anın içinde toplandığı devasa bir tablodur. Karakterimiz Siddhartha'nın finaldeki o sessiz tebessümü de tam olarak budur. Anakarttaki tüm veriyollarının yerli yerine oturduğu, donanımın nihayet en stabil, en serin ve sessiz halinde çalışmaya başladığı o ana denktir. Sİddhartha da düşe kalka, ine çıka anlamıştır ki: Gerçek uyanış, bunu dışarıya ne kadar yansıttığınla değil; içindeki o karmaşık sistemin ne kadar sessiz ve uyum içinde aktığıyla ilgilidir. "Anladım ki derin ve esrarengiz olan her şey susuyor.
Edebiyat
SiddharthaHermann Hesse · Can Yayınları · 202447bin okunma