"...kaybolan menekşelerin dönüşü hiç beklemediğim kadar iyi geldi bana. Bunu açıklamak sanırım zor olacak. Evin içine ve dışına cömertçe serpiştirilmiş bakımlı çiçeklerin, yalnızca renk ve kokularıyla sevinç saçtıklarını anlatmak, aslında hiçbir şey anlatamamaktır. Çünkü bu manzarayı arkadan asıl destekleyen duygu; devamlılık, yaşama bağlılık ve geleceğe dair umuttur. Bu çiçekler, sorumluluk alacak kadar iyi hissetmeyi, ilgiyi, yaşama 'evet' demeyi, direnmeyi ve ayakta kalmayı simgeler. Tek tek ilgilenilmesi gereken yirmilerce, otuzlarca saksı çiçek en azından, başka canlıların sorunlarına zaman ayıracak kadar kendi sorunlarını çözebileceğine inanmış olmayı gerektirir. Evinin içini ve dışını kendi bakacağı çiçeklerle döşemek, insanın yerleşebilecek kadar huzurlu, cesur ve kararlı olduğu anlamlarını da taşır."
"Kimdi o?" diye sordu kız arkadaşım. Ona hemen yanıt veremedim. Senin adını söylemem imkansızdı. Artık o saniye, o tek bir saniye adın benim için kutsaldı, benim sırrımdı..
"Sabret sevgilim, sana her şeyi ta başından anlatacağım; senden ricam, anlatacaklarımı dinleyeceğin şu beş dakika boyunca yorulmaman, çünkü ben seni ömrüm boyunca sevmekten yorulmadım"
"Biliyorum, biliyorum, benim yavrum dün öldü- artık dünyada senden başka kimsem yok, benden haberi olmayan senden başka, her şeyden habersizi oynayan ya da insanlarla ve diğer şeylerle eğlenen senden başka. Beni hiç tanımayan ve benim daima sevdiğim senden başka"