“Öğrenciler her sene nehirden akan sular misali kendilerini aşıp giderken, ögretmenler nehrin yatağına gömülmüş taşlar gibi sabit kalmak zorundaydılar. Umutlar başkalarına anlatmak için vardı, kendi hayalleri için değil.”
“Seks en başından beri, tek tek vücutların değil, türlerin hâkimiyeti altındaydı belki de. Görevini bitiren vücut hemen eski yerine geri dönmek zorundaydı. Mutlu olanlar doyuma... Üzgün olanlar umutsuzluğa... Ölme vakti gelenler, ölüm döşeğine... Böyle bir aldatmacaya, aşkın doğal hâli adını koyup nasıl da saf saf inanagelmiştik. Çoklu tren biletlerine dönen seksle bunun arasında herhangi bir fark var mıydı? Madem öyle, gözü karartıp, camdan bir sofuya dönüşmek daha iyiydi.”
"Korkuların, şüphelerin ve aksi düşüncelerin seni yönettigi sürece, senin dışında bir başkasına ya da herhangi bir şeye bağımlı olman gerekecek. Kendini bundan kurtaramadıkça, bir şeye olan bağımlılığı başka bir şeye olan bağımlılıkla degiştirip duracaksın.. Ama buna ne özgürlük denir, ne de gelişme.”