“Nevin halam anneannemin benim için istediği “güçlü prensin himayesindeki güzel ve kırılgan Prenses “yaşantısını reddeden kadındı. Kadınların erkek himayesinde yaşayan sindirilmiş zavallılar değil, kendi sözünü söyleyen, bağımsız, güçlü varlıklar olması gerektiğine inanıyordu, kendisi de öyleydi. Buna karşılık ömrünü sığıntı olarak geçirmiş ama bu gerçeği inkar etmeye kendini adamış olan “Paşa kızı “anneannem bağımsız olmak için didinmenin aptallıktan başka bir şey olmadığına inanıyordu. Ona göre yüzüne bakılmayacak kadar çirkin ve sesli olmadıkça hiçbir kadının dik duracağım diye gidilmesine gerek yoktu. Hele halamın hiç yoktu. Allah cömertçe güzellik bahsetmiş olmasa da eli yüzü düzgün bir kadındı, üstelik şanslıydı, hem yakışıklı hem de kendisini üstünde tutan aslan gibi bir kocası vardı, böyle bir kadının sabahın körlerinde kalkıp işe gitmesini, bütün gün elin işi için kantar içinde çalışmasını anlamıyordu. Aslında anlıyordu, bu sözlerine kendi de inanmıyor da ama kendini halamın önemsiz bir kadın olduğuna, düşüncelerini bir değeri olmadığına inandırmaya çalışıyordu. “
“Sevginin parayla ölçüülmediği ama çekinmeden harcanan paranın da sevginin varlığına kanıt olduğu zamanlarda yaşıyorduk. Parası olmayan iyi insanlar sevdiklerini duyguya boyu, olanlar ise sevdikleri için gerçekten para harcıyorlardı.”