Sevgi

“E. benim yazgımdı, tanrının benim için yazdığı kaderimdi. Bundan emindim, buna inançlı bir Budist fil kafalı tanrısına inanması gibi inanıyordum. Öyle olmasa kader yıllarımı E.’ye çıkarmak için her türlü ağır ölmezdi ama ölmüş tüğ, demek ki kaderimin isteği buydu. Oysa ortada örülmüş bir ağ falan yoktu ama bu yanlış birlikliğin bir tür yazılı olduğuna inanmak kendime yaptığım kötülüğü görmemi engelliyordu. İnanmanın körleştirici etkisi özellikle aşkta çok işe yarıyordu. “
Reklam
“E.’yle marazi ilişkim enkazından da, hatırasından da kurtulmam E.’den aslında kurtulmayı istememek, ilişkimizin en zalim yanlarını güzelliklermiş gibi hatırlamak beni de marazi bir kişiliğe dönüştürdü, hayatımı hasta bir ruh haline getirdi. Unutamamak belki de kendimi CEZALANDIRMANIN BIR YOLU olduğu, bilmiyorum.
“Annemin kendini nasıl tanımladığını, kendi hayatı hakkında ne düşündüğünü bilmeyişim ölümünden biri aklımı kurcalıyordu. Uyurgezer gecelerinde dili çözülen annemden daha fazlasını öğrenebilir miydim ya da annem gerçekten kendini tanıyor muydu, bilmiyorum.”
“… karakterin insan yüzüne mutlaka imza attığını… “
“Madem unutamıyorum, hayatımı simsiyah mermer levhaya ince ince kazııyorum. Benden başka kimseyi ilgilendirmezse de. “
Reklam