“ Alışkanlıkların bir elastikliği vardır. O elastikliği kaybetti mi, canlılığı kaybetmiş yaşama parçalarını haline geldi mi, içgüdününün üstünü çok kalın bir tül tabakası örttü mü, insan için tehlike başgösterir. Delilik, aklın içgüdülerle karşılıklı etki gücünü yitirmesi ve dolmuş alışkanlıklar anında teslim olmasıdır. Bir alışkanlık yolunda aklın betonlaşması. Medeniyetlerin yıkılması da böyle açıklanabilir. İnsanlar, öyle dönmüş tarihi şartlar ve biçimler içinde girer ki, ruh yaşama sevincini ve anlamını yitirir. Bu betonları kıracak bir çıkış yolu arar. İşte oruç, külü deşer, betonları kırar, eskiyen dünyayı tazeler, alışkanlıklar elastikleştirir, donmalarını Önler, içgüdüleri pırıl pırıl yapar, insanı melankoliye düşmekten, yani eşyayla ilgiyi kesmekten korur, kainatı yeniden yaşanmaya değer bir yer haline getirir, insanı yeni doğmuş hocasına yaşamaya hevesli, iştahlı bir yeni insan yapar.“