Günah sadece din dersi kitaplarında öyle olduğu söylenen şey değildir. Günah sadece yaptığımız şey değildir. Günah aynı zamanda, yapmak istediğimiz ama yapacak gücü bulamadığımız şeydir.
Acılar sayesinde ıslah olduğumuz, daha iyi, daha bilge, daha dirayetli biri haline geldiğimiz doğru değil. İnsan soğuk, çok daha net ve kayıtsız oluyor. Kaderin ne demek olduğunu hayatta ilk kez gerçekten anladığımızda, neredeyse dinginleşiyoruz. Hem dingin hem de son derece tuhaf ve ürkütücü bir biçimde yalnız oluyoruz.
Bizi yalnızca ölümün duygulandırdığına dikkat ettiniz mi? Aramızdan yeni ayrılan dostları ne kadar severiz, değil mi? Ağızları toprakla dolduğu için konuşamaz olan hocalarımıza ne kadar hayranızdır! Saygı o zaman kendiliğinden gelir, belki de yaşamları boyunca bizden bekledikleri o saygı.
İnsan bazen yolunu şaşırıyor, iyi bir yaşamın sırrını keşfettiğinde bile apaçık gerçeklerden kuşkuya düşüyor. Bulduğum çözüm, kuşkusuz en iyisi değil. Ama insan yaşadığı hayatı sevmediğinde, onu değiştirmek gerektiğini bildiğinde elinde başka seçeneği yoktur, öyle değil mi? Bir başkası olmak için ne yapmalı? Olanaksız. Artık hiç kimse olmamak, hiç değilse bir kez kendi varlığımızı unutmak gerekirdi. Ama nasıl?