Yağmur

Farklılaşmamış, keşfedilmemiş, kaba bir varoluş bizi kavuran bir çöl rüzgarı gibidir. Görünenden değil hissedilenden haz duymayı öğrendiğimiz vakitten bu yanadır zevk alamaz olmuşuz zihnimizin dışına çıktığımız gezintilerden. Ya Burak hariçtir ya da Burak can’ım içre candır Engel olamıyoruz ince, mavi bir ateş gibi parıldayan akıma Göğüsümüzü çatlatacak gibi oluyor aciz bir bedenin içinde yeteri kadar bir şey yapamıyor olduğumuzu ve yitip gitmekte olan saniyeleri düşünmek Velhasıl sırrı çözememek güçlü bir çift el gibi sarılıyor boğazımıza Neden neden neden Yalnız mıyız gerçekten? Bu düşünce deryasında tek başımıza mı çekiyoruz küreği ve hiç mi bir karaya, kara da bir yana bir dosta rastlamayacağız Ya kimse indirmez deryaya sandalını ya da biz sandalımızı bulutlara taşımışız da ne kara görünür ne dost gibi bi’alem 22/6
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Nişanı kendilerinde taşıyan bizler...Bizler uyanmış ya da uyanmakta olan kişilerdik; çabamız, hep mükemmel bir uyanıklık durumunu ele geçirmeye yönelikti. Oysa başkalarının çaba ve arayışları...peşine takıldıkları sürününkilere giderek daha da sıkı bir şekilde bağlanmaya yönelikti. Daha sıçrarken kafasından şimşek gibi şu düşünce geçmişti: Ama nasıl olur! ... Kayadan sıçrayıp atladığı an, içindeki isteğin gerçekleşeceğine her türlü kuşkudan uzak bir kesinlikle inanabilecek gücü gösterebilseydi, yukarılara doğru uçup gider ve sevdiği yıldıza kavuşurdu.
Üniversitede her şey hayal kırıklığına uğrattı beni. Felsefe tarihi dersi, öğrenci gençlerin yüzleri gibi boş ve monotondu. ...bütün bunların beni ne kadar az ilgilendirdiğini, bu dünyanın bana ne kadar uzak ve benim için ne kadar yitik bir dünya olduğunu hiç bugünkü gibi bir serikanlılıkla ve gizli bir güçle sezmemiştim. Her zamankinden daha mı uyanık, daha mı düşler içindeydim, bilmiyordum.
Dokunaklı sözler geldi aklıma, ama bir türlü söyleyemedim. Uyanık insanları bekleyen tek ama tek bir görev vardı: kendini aramak, kendi içinde bir sağlamlığa kavuşmak, el yordamıyla kendine özgü yolda ilerlemek, yolun nereye çıkacağına aldırmamak. Herkes için gerçekte tek bir uğraş vardı: kendini bulmak. Bizler başkalarına benzememekten, kafa tutmaktan, olağanüstü şeyi istemekten içten içe memnunluk duyarız.
“Dışımızda gördüğümüz şeyler,” dedi Pistorius alçak sesle, “içimizdekilerin aynısıdır. İçimizdekinin dışında başka bir gerçek yoktur. İnsanların çoğunun gerçeğe bu kadar aykırı bir yaşam sürmesinin nedeni, kendileri dışındaki görüntüleri gerçek saymaları, içlerindeki dünyaya ise asla söz hakkı tanımamalarıdır. Evet, bu mutlu kılabilir insanı. Ama insan bir kez işin bilincin vardığında, çoğunluğun izlediği yolu seçmesi diye bir şey söz konusu olamaz.