Bütün bu “siz”ler, “iz”ler, “uz”lardan sıkılırım ben. Yapmacık, fazlalık gibi gelirler bana. İkinci konuşmamda ‘sen’ diyemeyeceğim biriyle bir daha konuşmam. Ne dersin(iz)?
Yukarıdan sana bakıyordum. Duraktaydın. Bir ara gezindin. Yedi dakika geç geldi, diyordum. İnmeyecektim. Sonra dizini büküp topuğunu elledin. Vurdu mu, yeni mi ayakkabıların?