Ne olursa olsun aydınlanma düşünürleri amaçları ve sınırları çok belli bir ideolojik kavganın yürütücüleri değillerdi. Aydınlanmanın, örneğin beş yüzyıl kadar etkin olmuş ve etkileri bugüne kadar sürmüş olan, modern insanın toplumsal bireyi tanımlamada temel bakış açısını oluşturan Stoa felsefesi gibi ilkeleri üyelerince sıkı sıkıya korunmuş bir düşünce akımı olmadığı kesindir. Basit bir deyişle, ne kadar varoluşçu varsa o kadar varoluşçuluk vardır gibi, ne kadar aydınlanmacı varsa o kadar aydınlanmacılık vardır.
İmparatorluk döneminde Epikurosculuk ve Stoacılığın etkisiyle bireyin onuruna dayanan insancıl düşünce hakimiyet kazanmıştır. Epikurosçuluk ve Stoacılık, Platon'un düalizmine bir tepki oluşturmaktadır. Aynı zamanda halk dininin çeşitli yönlerine de bir tepkidir, daha dar anlamda, ölümün bir son olduğunu reddeden bütün dini doktrinlere bir tepkidir; bu iki düşünce akımı aklın ilk zaferi olmuştur. Yüzyıllardır, metafizikle açıklanan ölüm ilk defa Epikurosçuluk ve Stoa öğretisi sonucu akıl ile açıklanmıştır.
Sayfa 24·Kitabı okudu
Felsefe-Düşünce