...Sadri Alışık denilen hergele, her filminde ağlardı.O ağladıkça ben de ağlardım. Nedenini bilmez ağlardım. Ağladıkça Sadri'ye kıl kapar gıcık olurdum. Üçüncü şahıs olarak kalışına, hep gidici kadınları sevişine, bu gidiciliklerin bir mecburiyet gibi duruşuna, Sadri'nin bu mecburiyetlere, giden kişinin özgürlüğü olarak bakıp, ona ihanet etmemek için kendine ihanet edişine...
... bana olacak bir yer, durum kalmıyor muydu? Bana ait tek kişilik bir iskemle, o da yok muydu bu dünyada?
Bir yerlerde, sesi mor hareli Müslim abim söylüyor ya da bana öyle geliyordu: "Bu dünyada yerim, yokmuş yokmuş. Keşke biryalan olsaydım, olsaydım."
''Senin gibiyim, ey Gece! Sessiz ve derin; yalnızlığımın yüreğinde bir çocuk tanrıça, henüz dünyaya gelenin içinde de, Cennet Cehennem'e dokunur!''
''Hayır, benim gibi değilsin, ey Meczup! Çünkü sen acının karşısında hala titriyorsun, uçurumların şarkısı da ürkütüyor seni.''
''Senin gibiyim, ey Gece! Karanlık ve çıplak; gündüz-düşlerimin ötesinde ateşten yolda yürürüm ve ayağımın yere bastığı yerde, dev bir meşe ağacı görünür.''
''Hayır, benim gibi değilsin, ey Meczup! Kumda bıraktığın ayak izinin ne kadar büyük olduğunu görmek için arkana bakmaya devam ediyorsun.''