Risalet ve Strateji hakkında.
Puan vermedi·200 syf.·
2026 20. kitabı
Risalet ve Strateji, yazar Wadah Khanfar tarafından kaleme alınan, Hz. Peygamber’in (s.a.v.) hayatını (siyer) kronolojik bir tarih anlatısı olmaktan çıkarıp, günümüz dünyasındaki siyasi, toplumsal ve ahlaki krizleri çözmeye yönelik stratejik bir rehber olarak ele alan bir kitaptır. Eser, nebevi tecrübenin sunduğu yönetim, liderlik ve toplumsal inşa metotlarını bugünün dünyasını anlamlandırmak için bir perspektif olarak sunar. Kitabın odaklandığı ve anlattığı temel konular şu şekildedir:Nebevi Tecrübe ve Hareket Metodu Tarihten Geleceğe Köprü: Kitap, geçmişteki dini ve tarihi bilgileri sadece aktarmakla kalmaz; "geçmişini bilmeyen geleceğini inşa edemez" ilkesiyle bugünün inşasına ışık tutar. İnsan Eğitimi ve Liderlik: İslam’ın yayılma sürecinde benimsediği yöntemlerle insanları nasıl eğittiğini ve her alanda hem lider hem de dengeli (vasat) bir toplum (ümmet) nasıl yetiştirdiğini inceler. Toplumsal Eşitlik ve Medeniyet İnşasıEşitlik İlkesi: Irk, sınıf, cinsiyet ve coğrafya farkı gözetmeksizin herkesin İslam çatısı altında "tarağın dişleri gibi eşit" olduğu bir medeniyet modelini nasıl kurduğunu gösterir. Dünyayı Okuma Kılavuzu: İslam dünyasının mevcut durumunu analiz etmek ve modern küresel gelişmeleri pasif bir izleyici olarak değil, derinlemesine ve stratejik bir bakış açısıyla okumak için ufuk açıcı bir rehberlik sunar.
Risalet ve StratejiWadah Khanfar · Vadi Yayınları · 202621 okunma
Puan vermedi·279 syf.··
2026 52. kitabı
Bu kitap, yüzeyde birbirinden farklı çağlarda, farklı coğrafyalarda ve farklı kimliklerde yaşayan insanların hikâyelerini anlatıyor gibi görünse de aslında derinde tek bir büyük meseleyi taşıyor: insanın varoluş yolculuğu. Sokrates’in mahkemesiyle başlayan bu düşünsel yolculuk, Aristippos’un haz ve ölümle hesaplaşmasına; ilkel kabile yaşamındaki Segeman’ın aidiyet sancısına; Japonya’da Hideyoshi’nin güç, hırs ve pişmanlıkla örülü yükselişine; Sarah’ın göç, yurt, aşk ve kimlik arayışına; Fikret’in yetimlikten gelen boşluk hissine ve en sonunda Aleem üzerinden bütün bu yaşamların aynı bilinç zincirinde birleşmesine kadar uzanıyor. Yani kitap, tek bir karakterin başından geçen olayları değil; insanlığın çağlar boyunca değişmeyen iç hikâyesini anlatıyor. Olay örgüsünde ilk büyük durak Antik Yunan. Burada Sokrates’in yargılanması ve ölüme yürüyüşü, kitabın felsefi temelini kuruyor. Sokrates, hakikati savunan, çoğunluğun baskısına boyun eğmeyen, düşünce uğruna ölümü göze alan bir figür olarak veriliyor. Aristippos ise onun çevresinde ama ondan farklı bir çizgide duruyor. O, hayatın haz tarafını, yaşamın tadını, bedensel ve zihinsel zevkleri inkâr etmeyen biri. Ancak yazar Aristippos’u basit bir haz insanı gibi anlatmıyor; tam tersine onu ölüm döşeğinde geçmişine bakan, sevdiklerini, öğrencilerini, pişmanlıklarını ve savunduğu felsefeyi tartan bir insan olarak derinleştiriyor. Bu olayda kitap okura, “Düşünce için ölmek mi daha anlamlıdır, yoksa hayatı tüm yönleriyle yaşamak mı?” sorusunu sorduruyor. Sonra anlatı Segeman’la daha eski, daha ilkel ve daha içgüdüsel bir insanlık hâline geçiyor. Burada kabile yaşamı, doğa, rüyalar, sezgiler ve aidiyet duygusu ön plana çıkıyor. Segeman’ın dünyasında insan henüz felsefi kavramlarla konuşmuyor belki ama yine de aynı şeyleri arıyor:
SunyaNilüfer · İkinci Adam Yayınları · 20251 okunma
Reklam
9/10
·316 syf.··
Beğendi
·
2026 30. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 15:09
Adsız Roman Çerkes soykırımı hakkında bu kitaptan önce hiçbir şey bilmiyormuşum.. Sema Soykan, yine yapmış yapacağını Çerkes tarihini, kültürünü ve soykırımını bir çok kaynaktan araştırarak (kitabın sonunda bütün kaynaklara yer veriyor) kurguyla birleştirip akıcı ve merak uyandırıcı bir şekilde ışık tutmuş. Okuyacakları şimdiden uyarayım, Adsız Roman, sadece hayalî roman olarak yazılmış olsaydı keşke ama yaşanmış olaylara dayanması yüreğinizi incitecek, sizi okurken fazlasıyla üzecek ve uzunca bir süre etkisinden çıkamayacaksınız.. Kitabımız Neri ile Aras’ın karşılaşması ile, Neri’nin anneannesi tarafından kaleme alınan Adsız Roman’ı, satmak istediği küpün içinde bulmasıyla bizleri 1864 yılına Çerkeslerin yaşadığı sürgün ve soykırıma götürüyor. Yani roman içinde roman okuyoruz.. Çerkesler 3 yıl boyunca toprağını, yaşamını, hakkını ve özgürlüğü cesaretle savundular. Ancak strateji ve güç haklının değil Rus çarının yanında oldu. 1,5 -2 milyon Çerkes anavatanı Kuzey Kafkasya’dan zorla sürüldü. Sürgünün kayıtları tutulmadı ve sayı hep az gösterildi.. Zorlu yolculuk koşullarında açlık, soğuk ve hastalık nedeniyle hayatlarını kaybedenler çok insan oldu.. Kurtulanlar ise başta Türkiye olmak üzere küçük gruplara bölünerek çeşitli ülkelere gönderildi… Bu sürgünde Janset ile nişanlısı Jankat’ın ayrı düşmesi, aşklarını yüreğine gömüp vatan için nasıl direndiklerini de okuyoruz. Janset’in en yakın arkadaşı Elbruz ise Janset’in hep yanındadır ve aşkını kalbine gömerek ona yardımcı olmaya söz vermiştir. Peki ya, büyük aşıklar Janset ile Jankat kavuşacaklar mı ? Yoksa Janset kendisine aşık olan Elbruz’la mı bir gelecek kuracak? Neri ve Aras’ın olduğu kısımlar da gerçek hayata dönmek gibiydi. Neri’nin dedesiyle ilişkisi, anne-babasının başına gelenlerin sonuçlarını da merak
Adsız RomanSema Soykan · Alfa Yayıncılık · 2024903 okunma
7/10
·400 syf.··
2026 59. kitabı
Süreci pek keyifli geçmese de, sonunda bir serinin daha sonuna gelmiş bulunmaktayım.:) Serinin son kitabında da olaylar hızlı bir şekilde ilerliyor, gelişiyor ve sonuçlanıyor. Hatta bana göre her şeyler biraz fazla hızlı ve az bir zaman içerisinde olup bitiyor. Bu kadar çabuk olması ve olayların hep Evie nin etrafında dönüp durması hikayenin inandırıcılığını ve heyecanını baya düşürüyor. Serinin ilk kitabına yaptığım yorumda Evie karakterini sevdiğimi söylemiştim ama devamında kendisinden baya baya haz etmemeye başladım. Bana göre fazla soğuk, fazla bilmiş ve fazla bencildi. Ayrıca asla yapmayacaklarına dair birbirlerine söz vermelerine rağmen Evie’nin Aspenin isminin gücünü kullanarak, onu kontrol altına alması da çok ama çok canım sıktı. Hatta işte o satırlardan sonra kendisinden haz etmemeye başladım dersem yalan olmaz.:) Aspen ve Evie nin aşkını yine bu kitapta da hiç hissedemedim ve hiç inanamadım. Seri aşktan ve duygusallıktan daha çok büyüler, stratejiler ve siyasi çatışmalar üzerine kuruluydu. Akıcı, kolay okunan, ortalama kıvamda bir seriydi. Eğer bolca boş vaktiniz yoksa hiç bulaşmayın derim, değmez. Piyasada emeğinize değecek daha keyifli ve daha eğlenceli başka kitaplar olduğuna aşırı eminim.
1000Kitap
Peri Halkının SavaşıTessonja Odette · İndigo Kitap · 20265 okunma
Puan vermedi
1513 yılında yazılmış, 1532’de yayımlanmış politik düşünce tarihinin en etkili ve tartışmalı kitaplarından biridir. Kısa, keskin ve pragmatik üslubuyla “modern siyaset bilimi”nin temel taşlarından sayılır. Machiavelli, Floransa Cumhuriyeti’nde diplomat olarak görev yapmış, Medici ailesinin iktidara dönmesiyle görevden alınmış ve hatta işkence görmüştü. Kitabı hapishane sonrası, sürgünde yazdı. Eserini Lorenzo de’ Medici’ye ithaf ederek yeniden siyasi hayata dönme umudu taşıyordu. Dönem, İtalya’nın şehir devletleri arasında sürekli savaşların, ihanetlerin ve yabancı istilalarının yaşandığı kaotik bir süreçti. Machiavelli, “Nasıl olunması gerektiği”nden ziyade “nasıl olduğu”nu anlatır. İdealist ahlak felsefesini bir kenara bırakarak gerçekçi (realist) bir siyaset analizi yapar. Ona göre siyaset, ahlakla değil, güç ve sonuç ile değerlendirilmelidir. Ünlü sözü:“İnsanlar genel olarak göründükleri gibi değildir; yaptıkları işler, niyetlerinden daha önemlidir.” Temel Kavramlar Virtù ve Fortuna: Virtù: Prensin cesareti, kararlılığı, zekâsı ve siyasi yeteneği (klasik “erdem”den farklı). Fortuna: Şans / kader (dişi olarak tasvir edilir, güçlü erkek tarafından “dövülmesi” gerekir). Aslan ve Tilki: Prens hem güçlü (aslan) hem kurnaz (tilki) olmalıdır. Güç yetmediğinde hileye başvurmalıdır. Sevilmek mi, Korkulmak mı? En ünlü bölümlerden biri. Machiavelli’ye göre korkulmak, sevilmekten daha güvenlidir. Ama nefret edilmemelidir. Prens “korku”yu “nefret”e dönüştürmemelidir. Görünüş ve Gerçeklik: Prens her zaman dindar, merhametli, sadık görünmelidir. Ama gerektiğinde tam tersini yapabilmelidir. “İnsanlar gözleriyle yargılar, elleriyle değil.” Yeni Prenslikler: Miras yoluyla geçen prensliklerden daha zor olan “yeni” prensliklerdir. Bunları elde etmek ve korumak daha fazla virtù
PrensNiccolo Machiavelli · Solo Unitas · 202120,3bin okunma
Retorik Bir Eylem Olarak Kurmaca
9/10
·544 syf.··
Beğendi
·
2026 45. kitabı
·
37 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 21:59
Booth’un Kurmacanın Retoriği adlı eseri, edebiyat eleştirisi ve anlatıbilim alanında bir dönüm noktası kabul edilmiş. 1961 yılında yayımlanan bu çalışma, özellikle modernizmin yazarın yokluğu veya yazarın tarafsızlığı gibi dogmalarına karşı geliştirdiği argümanlarla kurmaca metinlerin nasıl işlediğini yeniden tanımlamasıyla özellikle yazar adayı olan herkesin mutlaka okuması gereken bir eser. Çünkü kitabın en can alıcı noktası, yazarın metinden tamamen silinebileceği iddiasına yönelik güçlü itirazıdır. O dönemde popüler olan yazarın kendi eseriyle arasına mesafe koyması veya nesnellik çabalarının aslında başka bir retorik strateji olduğunu savunuyor. Ayrıca Booth bu eseriyle edebiyat literatürüne güvenilmez anlatıcı kavramını kazandırmıştır. Bir anlatıcının, yazarın veya eserin genel etik değerlerinin perspektifiyle çatıştığı durumları analiz ederek, okurun metni nasıl anlamlandırması gerektiğini açıklıyor. Bence bu son derece önemli bir unsur. Booth, gerçek yazarla metin içindeki sesi de birbirinden ayırıyor. İmgesel yazar, metnin içindeki değerler dizisini ve anlatım tarzını belirleyen, yazarın kendi kimliğinden bağımsızlaşmış edebi varlıktır ona göre. Okur, anlatıcıya güvenmese bile bu üst yazarın rehberliğine başvurmuş oluyor. Booth bununla da kalmamış, teknik analizle felsefi sorgulamayı birleştirir. Özellikle Jane Austen, Henry James ve James Joyce gibi yazarlar üzerinden yaptığı çözümlemeler, metinlerin nasıl inşa edildiğini anlamak için muazzam bir kılavuzdur. Son olarak toparlamak gerekirse Kurmacanın Retoriği, sadece roman yazarları için bir el kitabı değil, aynı zamanda ciddi bir okur için bir gözlüktür de bana göre. Okura, elindeki metnin neden kendisini belirli bir şekilde hissettirdiğini, hangi teknik oyunlarla yönlendirildiğini ve yazarın metin içindeki etik
Kurmacanın RetoriğiWayne C. Booth · Metis Yayıncılık · 201233 okunma
Reklam
Reklam