Öncelikle. Kitap berbattı ama hiç bir beklentisi olmayan ve kitap okurken ciddiye almayan biriyseniz zaman geçirebilirsiniz. Öncelikle sevdiğim kısımlarından bahsedeceğim. Spoilersız olarak bahsetmem gerekirse kitap betimlemelerini çok beğendim. Ağır değil fakat bir film izliyor gibi kolayca gözünüzde canlanabiliyor. Bir yere kadar Phee ile Sky'ın karakter gelişimi hoşuma gitmeye başlamıştı. Ama altını çizeyim bir yere kadar. Villain olan Rolladin'den başta nefret etsem de sonradan tek sevdiğim karakter oldu. Spoilerli olarak değinirsem de Rolladin ile Sarah'ın ilişkisi taşları biraz yerine oturttu. Günlüğün zamanlamaları çok hoşuma gitti. Sevmediğim kısımlara gelirsek. Kurgu çok kötüydü. İşlenişi o kadar kötü olmasa da mantık hatalarından kafamı yerden yere vurdum. Distopya kitabı değil de romantizm kitabı derim ben. Distopya olması için ayrıntılı ve güzel bir dünya oluşturulması lazım. Bu yazarımız ise koymuş düşman askeri dünya yok olmuş haydii. Hayatta kalma kurgusu desen değil kaçış falan desen değil olmamış yani. En nefret ettiğim şey ise kitabın yarısında eklenen karakterler. Ne gerek vardı ya. Parktan kaçışları ise saçmalığın daniskası. Adını unuttuğum(o kadar etkisiz bir karakter) Phee ve Sky'la aşk üçgeni oluşturulmaya çalışılan çocuk o kadar gereksizdi ki anlatamam. Derinliği yok, hikayesi yok bişeyi yok. Annesi ölmüş ah vah çok üzdüldüm bitti. Oluşturulmaya çalışılan aşk üçgeni delirtti beni delirtti o kadar cringe oldum ki. Karakterler saçma bir şekilde gelişim değil gerileyiş gösterdi. Zeki sandığım sky gerizekalı, güçlü sandığım Phee beceriksiz çıktı. Sam cidden ne alaka dedirtti bana. Allahımın malı Phee ise mal gibi otoriteyi neden Sam'e bıraktı. Lan geberceklerdi sen kurtardın adamın seni aşağılamasına izin veriyon. Liderlik taslamasına izin veriyon.