Kırk küsur yıldır seni tanır gibiyim. Sanki adını bilmeden önce de tanıyormuşum seni. Çocukluğumun en kuytu köşelerine, henüz ne olduğunu anlayamadığım bir özlem gibi bırakmışlar seni. Yıllarca neyin eksik olduğunu bilmeden yaşamışım da, şimdi dönüp baktığımda o boşluklarım hep sana aitmiş gibi. Her yanım seninle dolu. Göğsümün tam olarak neresinde kök saldığını bilmiyorum ama dalların ruhumun en uzak köşelerine kadar uzanmış gibi. Görmediğim bir yerden sürekli kulağıma fısıldıyor sesin, Bazen bir şarkının kısacık cümlesinde buluyorum seni, Bazen bir şiirin ikinci mısrasında, Sevdiği kadına yazdığı bir mektup sonunda, Yada sevdiğine bıraktığı bir kısa hatırada, bazen gecenin sessizliğinde, Yada günün en yoğun anında, bazen de hiçbir sebep yokken kalbimin içinde, Ama hep bir yerlerde buluyorum seni. İnsan bir insanı ne kadar sevebilir diye bir yazıya denk geldim, Bir sürü cevaplar gördüm, Kimi dünyalar kadar sevdiğini söylemiş, Kimi canından çok sevdiğini, Kimi herşeyden vazgeçeceğini söylemiş, Kimi sevdiği için kendinden geçeceğini! cevabını tam olarak bulamadım. Ama tek bildiğim şu ki seni severken ölçülerin anlamı yok. Çok kelimesi de çok değil. Dünyalar kadar kelimesi de dünyalar kadar değil. Dün sevginin insanı gerçekten iyileştirdiğini anladım. Tam olarak kaç saat uyuduğumu bilmiyorum. Seni uyuttuktan sonra biraz yıldızları seyredeyim dedim. Gökyüzüyle de paylaştım mutluluğumu,
Çünkü benim olmalısın Ama yolun çizginin dışında Şu susmak bilmeyen çenen ile Ve kokainli dilinle Hiçbir şeyin tam değil Dedim ya,benim olmalısın!
Müzik
Reklam
Perdenin arkasındaki güç
Ezelden beri var olan bir yönetim vardı... Eskiden varlığını pek kimse bilmezdi ama oradaydı. İnsanlar sadece gözlerinin önündeki imparatorları, kralları, başkanları ya da dönemin yönetim sistemlerini gördüler. Kuklanın ardındaki gücün kimin elinde olduğu, ipleri asıl kimin tuttuğu hakkında hiçbir fikirleri yoktu; dürüst olmak gerekirse, bugün bile çoğunun yok. Tüm bu karmaşayı, kaosu ve çatışmaları yaratanlar onlardı. Bu düzen hiç bitmeyecek; ezelden ebede kadar böyle sürüp gidecek. Aralarında bu düzene karşı direnmeye çalışanlar ise acımasızca yok edilecek; çünkü onların tek yasası bu. Bu yapıyı duyduğunuzda aklınıza eski tarikatlar, gizli cemiyetler, en üst tabakadaki yöneticiler, milyarderler ya da iş insanları gelebilir. Ne geliyorsa gelsin... Ama bilin ki her şey bunlarla sınırlı değil. Saydıklarınız, sadece sahneye sürülen ve sürülmeye devam edecek olan piyonlardan ibaret. Şimdi ise toplumları ahlak anlayışları üzerinden vuruyorlar. Eğitim sistemi ve teknolojinin gücüyle, insanların ellerindeki köklü ahlaki değerleri adeta çekip çıkaracaklar. Çok yakında ortaya ne idüğü belirsiz, yozlaşmış durumlar çıkacak. Şu an için sadece farkındalık sahibi o yüzde onluk kesim ayakta durabiliyor; ama tabii ki yolun henüz çok başındayız...
Allah yaptığını görüyor ve seni biliyor .Başka tıtunacak bir dalın yok şu âlemde. Senin senden başka neyin var .
1000Kitap
Yer mi yoktu dizlerinde şu başımı koydurmadın
Bir hegemon en yakın, en organik müttefikini masada "bıraktığı" veya ortaklıktan çekildiği an, sisteme göbeğinden bağlı olan diğer tüm uydularına (Tayvan, Japonya, Güney Kore, Körfez monarşileri) şu ölümcül mesajı verir: "Günü geldiğinde sizi de satabilirim."
1000Kitap
Reklam
Reklam