Rüyasında Beni Arıyormuş
4/10
Bu kitabın bu kadar sevilmiş olması, kitabın sonundan daha büyük bi ters köşe bence. Kitap sırf entirika dolu olsun “Ayy şu sır ne acaba?” diyelim diye milyon tane laf kalabalığı ile dolu, sıkıyor. Ayrıca kurgusu çıkmaz sokak. Bu manasız rüya zımbırtılarının ana olay örgüsünü bu kadar etkilemesini istememiştim ama oldu. Sonunu da okurken bir noktadan sonra gayet tahmin etti, bayık bayık bakarak dedim ki şimdi kesin bu buna öteki de şuna geçmiştir (Sihirli Annem izledim, basit bu numaralar). Sevimli hayalet Casper’ı veya dediğim gibi Sihirli annemi izleyebilirsiniz bu kitabı okumak yerine.Hem nostaljik falan yani. Cümlelerimi bu kitaba bir şarkı atfederek sonlandırmak isterim: Rüyasında beni arıyormuş Güçlüyüz ve bunu biliyorsun Sen vazgeçtin bizden Tek sen kaybettin cidden (to Louise,Adele)
Gözlerinin ArdındaSarah Pinborough · Yabancı Yayınları · 20181,345 okunma
Sevmek Yetmediğinde
9/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 56. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 05:34
Iza’nın Şarkısı, anne-kız ilişkisini en sarsıcı ve en gerçekçi biçimde anlatan romanlardan biri. Kitabın merkezinde, eşini kaybettikten sonra yalnız kalan Etelka ile onu yanına alarak korumak isteyen doktor kızı Iza bulunur. Ancak sevgi her zaman yakınlık getirmez; bazen en büyük mesafeler, birbirini seven insanlar arasında oluşur. Magda Szabó bu romanda kötülüğü değil, iyi niyetin bazen nasıl incitici olabileceğini anlatıyor. Iza annesi için en doğrusunu yaptığını düşünürken, Etelka yavaş yavaş geçmişinden, alışkanlıklarından ve kimliğinden koparılır. Roman boyunca okur, iki tarafı da haklı bulur; bu yüzden yaşanan çatışmalar daha da acı verici hale gelir. Yazarın dili sade ama duygusal etkisi çok güçlü. Özellikle yaşlılık, yalnızlık, kuşak farkı ve empati eksikliği üzerine yaptığı gözlemler uzun süre akılda kalıyor. Romanın en çarpıcı yanı, karakterlerin birbirlerini sevmelerine rağmen birbirlerini anlayamamaları. Bu nedenle kitap, okuru kendi ilişkilerini ve sevdiklerine nasıl davrandığını sorgulamaya davet ediyor. Benim için Iza’nın Şarkısı, yüksek sesle söylenmeyen kırgınlıkların romanı. Sayfalar ilerledikçe insan, bazen sevginin yetmediğini; anlayışın, dinlemenin ve karşımızdakinin dünyasına gerçekten bakabilmenin de gerekli olduğunu görüyor. Hüzünlü ama çok insani bir hikâye. Kitabı bitirdiğinizde karakterler aklınızdan kolay kolay çıkmıyor. Iza’nın Şarkısında toprak, su, ateş ve hava doğrudan bir alegori olarak sunulmasa da, romanın temalarıyla ilişkilendirildiğinde güçlü sembolik anlamlar taşırlar: * Toprak: Etelka’yı temsil eder. Kökleri, geçmişi, alışkanlıkları ve aidiyet duygusunu simgeler. Eşinin ölümünden sonra bile yaşadığı ev ve anıları onun kimliğinin bir parçasıdır. Topraktan koparılması, kendi benliğinden uzaklaştırılması anlamına gelir. * Su:
1000Kitap
Iza'nın ŞarkısıMagda Szabo · Yapı Kredi Yayınları · 20245,4bin okunma
Reklam
Spoiler içerir!!
8/10
·57 syf.··
2026 14. kitabı
Babaya mektup,Franz Kafka tarafından babasına yazılmış ama hiç gönderilmemiş bir mektup.Kafka burada babasını çok baskın güçlü ve korkutucu biri olarak anlatıyor. Kendini hep çekingen ve ezilmiş hissediyor.Asıl derdi babasını suçlamak değil, daha çok anlaşılmak. İçindekileri döküp beni hiç gerçekten gördün mü demek istiyor ama bunun yüz yüze söyleyemediği için mektuba yazıyor. Kafka babasını hem seviyor hem de tam sahiplenemiyor. O yüzden babama değil babaya diyormuş gibi bir mesafe var. Ve son olarak bana göre kitabı en iyi anlatan alıntı şu oldu: Mesele çocuklarına vereceğin herhangi bir ders değil örnek bir yaşamdı.
1000Kitap
Babaya MektupFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202254bin okunma
9/10
·240 syf.··
2026 122. kitabı
Herkese Merhaba Bugün sizlere Reşat Nuri Güntekin kaleminden Kan Davası kitabının yorumu ile geldim Haziran ayının sıradaki kitabı 2026 yılı basımlı 240 sayfalık bir kitap •Reşat Nuri Güntekin’in ölümünden sonra yayımlanan bu gizli kalmış cevher Kan Davası, edebiyatımızın en sert, en ayakları yere basan toplumsal gerçekçi romanlarından biri. Kitabı bitirip kapağını kapattığımda, içimde Anadolu'nun o çetin rüzgarı esiyordu sanki. Tür olarak tam bir toplumsal eleştiri ve karakter romanı. •"Bütün hayatımda yalnız yaşamıştım. Mektepte yalnız, hatta ordunun kalabalığı içinde yalnız..." Ömer, Balkan ve Dünya Savaşları'nda cepheden cepheye koşmuş, gençliğini oralarda bırakmış eski bir subay. Savaş bitince asıl savaş cehaletle diyerek köy öğretmeni oluyor. Odasında hâlâ portatif asker karyolasıyla yatan, kalabalıklar içinde bile yalnız olan ama bu yalnızlığı sulu boyalarıyla, resim çizerek lezzetli bir sığınak haline getirmiş.  •Ömer’in gittiği yer öyle sıradan bir köy değil; gerçek bir ay ili gibi dünyamızın üstünde asılı kalan Yukarı Sazan Dağı... İnsanların açlıktan kurt sürülerine baltalarla saldırdığı, köstebek yuvalarında yaşadığı vahşi bir izolasyon. İşte bu çetin coğrafya, Aşağı ve Yukarı Sazan köyleri arasında nesillerdir süren, ilk nedenini kimsenin hatırlamadığı o körü körüne inandıkları kan davası canavarını besliyor. •Peki, bunca savaştan çıkmış yorgun bir adam, neden bu vahşi dağ başında eşkıyalarla ve bu anlamsız nefretle uğraşır? Ömer’i yıllar önce Bozova İstasyonu’nda karşılaştığı, ona kırık bir çeşme tasıyla su içiren, kimsesiz adsız bir küçük kızın hatırası buraya bağlıyor. Ömer o kızı hiç unutamamış, sürekli onun büyümüş halini resmetmiş. •Çünkü o adsız kızın temsil ettiği çocuk şefkati ve vicdan Ömer’in omuzlarına tırmanmış bir kere. "Nereye gitsen avucundaki su tası ve
Kan DavasıReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 2026851 okunma
9/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 18:20
Savaşın ortasında hayatta kalmaya çalışan iki kardeşin hikayesi gibi başlıyor. İlk başta çok soğuk, çok mesafeli ve neredeyse bir rapor gibi yazılmış. Ama okumaya devam ederken yazının ve hafızanın aslında ne kadar güvenilmez olduğunu fark ediyorsun. Kitabı okurken kendine şu soruyu sormayı unutma: 'Bu anlatılanlar gerçekten yaşanıyor mu, yoksa karakterin yaşayamadığı şeyleri kendine anlatma biçimi mi?' İkizlerin arasındaki o kopmaz bağ, aslında göründüğünden çok daha farklı bir şeye dönüşebilir. O yüzden hikayeyi okurken satır aralarında, karakterin 'yalan söyleme ihtiyacına' dikkat et."
Büyük Defter - Kanıt - Üçüncü YalanAgota Kristof · Yapı Kredi Yayınları · 20258,5bin okunma
9/10
·392 syf.··
Beğendi
·
2026 115. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 00:00
Herkese Merhaba Bugün sizlere Con Sinov kaleminden Atatürk kitabının yorumu ile geldim Haziran ayının sıradaki kitabı 2025 yılı basımlı 391 sayfalık bir kitap •Kitap bizleri kronolojik sayfalarla sınırlamıyor; meclis sıralarının arasına, gizli kulislere ve liderlerin zihin odalarına buyur ediyor. Mustafa Kemal’in siyasi dehası ile hükümet krizlerini birer tıkanma noktası değil, Cumhuriyet’in ilanı için birer sıçrama tahtası olarak kullanışını okumak müthiş bir keyifti. ​•Abdurrahman Şeref Bey’in meclis kürsüsünden "Hükümet şekillerinin sayılmasına lüzum yok. Bu, Cumhuriyet'tir. Doğan çocuğun adıdır." diye haykırdığı anı okurken tüylerim diken diken oldu. ​•Kitapta laiklik ve din teması o kadar duru işlenmiş ki Gazi'nin dine olan şahsi saygısını ama dinin devlet işlerine müdahale ettiğinde nasıl bir felakete dönüştüğünü anlattığı o samimi pasajlar, bugüne kadar okuduğum en net analizlerdendi. •Ankara'yı hilafet üzerinden eleştiren İslam dünyasının, aslında o sırada sömürge altında boyun eğerek yaşaması ve bağımsızlık mücadelesi veren Türklere akıl vermeye çalışması tam bir trajikomik burukluk. •"Türkler banka işletemez" diyen zihniyete inat, Celâl Bey önderliğinde kurulan İş Bankası’nın ekonomik bağımsızlık kıvılcımı harika işlenmiş. •1925 yılındaki o zorlu dönemde Gazi’nin tarihe geçen şu sorgulaması beni çok sarstı: "Devrimin merhameti bir noktaya kadar erdemdi fakat bir noktadan sonra zafiyetti." ​Mazinin o çürümüş zihniyetine karşı verilen bu büyük savaşı, bir liderin yalnızlığını ve stratejilerini hiç bu kadar içeriden okumamıştım. Yakın geçmişin siyasi mücadelelerine ilginiz varsa, bu kitabı mutlaka kitaplığınıza ekleyin. Yazarımızın kalemine sağlık Okumayı ihmal etmeyin im t u b i s ʚĭɞ
AtatürkCon Sinov · Masa Kitap · 202584 okunma
Reklam
Reklam