Sen saadeti o görkemli hayallerinde arıyorsun ya, arama… Bırak dünya bir yerlere usulca aksın. AVM’lerin ve şık görünen vitrinlerin bizim kalbimizde işi ne?
Bir kedi uyuyorsa otur yanına, uykusuna kıvrıl. Seni var etmeyecek maaş bordrosuna bakıp tebessüm etmek…
Sokağın karanlık yerinden aydınlığa bakabildiğin bu dar yapılarda kendin olmanın nimetini yaşa.
Bir şair olarak sıyrıl onlardan. Bir yazar, bir üst bilinç, bir merhamet gönüllüsü… Ne fark eder ismi…
Ben bugün yaşlı bir adamın, eşine aldığı bir demet gülü, yoldan geçen engelli ve siyahi bir adama verdiğini gördüm. Ne diyordu? İşte, bakmanın şiir olduğu o andaydık. Gördün mü? Bak, sıyrıldım kalabalıktan…
Vapur seyir hâlindeyken Kafkas bir kadının lezginka yaparak martılara eşlik ettiğini gördüm. Gördün mü? Sıyrıldım bu dar yapılardan.
Sen kendini başarmış sayıyorsun; bu kadar emin olma, efendim.
Geçmişin intikam hançerleri bırakmıyorsa yakanı, bırak o gülü de sök yakandan.
İnsana hata yapma imkânı veren Allah ve affa layık olamasak da affa layık olmayı dileyen bizler…
Sıyrıldım bu kalabalıktan.
İmkânsız gördüğümüz bu aydınlık sabahlar, inan, zor değil. Bize de hüzün gömleği iliştirilmiş, ne yapalım? Şiir var neyse ki, neyse ki mahşer var, neyse ki bir kez olsun kendimizi ifade edeceğimiz bu satırlar var.
Bir şiir olarak sıyrıldım bu dar yapılardan, kalabalıklardan, yalnızlıklardan; sıyrıldım maddiyatın karanlık sokağından.
Bir çocuğun tebessümü kadar aydınlık bir geleceğe inancım var.
Diyeceğim şu ki, efendim:
Nasılsın?