Ne istediğim sorulduğu anda hiçbir şey istemez olurdum. Ne olursa fark etmez, nasıl olsa beni mutlu edecek bir şey yok düşüncesi hâsıl olurdu. Aynı zamanda, bir şeyi ne kadar az istesem de bana sunulan hiçbir şeye hayır diyemezdim. Sevmesem bile hiçbir şeyi reddedemezdim. Gerçekten istediğim bir şey teklif edilseydi, ona ancak çekine çekine el uzatabilirdim - tıpkı bir hırsızın yakalanmaktan korkması gibi, ağzımda acı bir tat ve tarifsiz bir korkuyla. İki şey arasında seçim yapacak gücüm bile yoktu. Bu, sonraki yıllarda hayatımı " utanç dolu " diye nitelendirmemin en büyük sebeplerinden bir tanesi olmuştur diyebilirim.
İnsan hayatı karşılıklı olarak kandırılıp hiçbir şeyin farkına varmadan birbirlerini incittiği ve bu tuhaflığın bariz bir şekilde ortada olduğu örneklerle dolu. Ancak benim karşılıklı kandırılmaya bir ilgim yok. Ben soytarımla birlikte sabahtan akşama kadar insanlara rol yapıyorum. Benim kitaplarda yer alan davranış kalıpları ve etik anlayışlarla pek bir alakam yok. Ben rol yaparken neşeli bir şekilde yaşamaya devam ediyorum. Yoksa yaşama özgüvenine sahip insanları anlamam mümkün değil.
Ne istediğim sorulduğu anda hiçbir şey istemez olurdum. Ne olursa fark etmez, nasıl olsa beni mutlu edecek bir şey yok düşüncesi hâsıl olurdu. Aynı zamanda, bir şeyi ne kadar az istesem de bana sunulan hiçbir şeye hayır diyemezdim. Sevmesem bile hiçbir şeyi reddedemezdim. Gerçekten istediğim bir şey teklif edilseydi, ona ancak çekine çekine el uzatabilirdim - tıpkı bir hırsızın yakalanmaktan korkması gibi, ağzımda acı bir tat ve tarifsiz bir korkuyla. İki şey arasında seçim yapacak gücüm bile yoktu. Bu, sonraki yıllarda hayatımı " utanç dolu " diye nitelendirmemin en büyük sebeplerinden bir tanesi olmuştur diyebilirim.