Suat

Varoluşçular benliği olumladıkları ölçüde bu benlik içe kapanmış bir benlik değildir. Heidegger’in izinden giden Sartre, “tam da bu kendinin ötesinde olma, bu mutlak kaçış, bir töz olmayı reddetme, onu bilinç yapan şeydir,” diyordu. Bilinç içeride konumlandırılmaz; dışarda, dünyada, diğerlerinin arasında bulunmalıdır. “Kendimiz saklandığımız bir yerde değil; yolda, kasabada, kalabalığın ortasında, şeylerin arasında bir şey, insanların arasında bir insan olarak keşfedeceğiz.” Ya da Merleau-Ponty’nin dediği gibi: “En başından beri kendimin dışındayım ve dünyaya açığım.”
Sayfa 148·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Tüm bu düşünürlerin benliğin önceden belirlenmiş bir doğası olmadığını düşündüğünü söyleyebiliriz. Benlik, varlığımızın keşfedilmesi gereken verili özü değil, eylem, karar veya bağlılık yoluyla tezahür ettirilecek bir faaliyettir… Sartre gibi bazı varoluşçulara göre benliğin seçim yapma özgürlüğü mutlaktır. Diğerlerine göre ise bu özgürlük koşullara daha fazla bağlıdır. Ancak tüm bu düşünürler, kendini gerçekleştirmenin gerektirdiği cesarete övgüde bulunurlar. Varoluşçular benliği varoluşumuzun temeli yada başlangıç noktası değil, onun başarısı olarak görürler.
Benlik her zaman kendisinden başka bir şeyle ilişki içinde var olur. Tüm varoluşçu düşünürler için benlik asla tamamlanmış değildir, daima bir oluş sürecidir. Hepsi bir tür kendine yönelmeyi ya da kendi üzerine düşünmeyi bireyin seçimlerinin ve taahhütlerinin temeli olarak görür.
Amcasının intihar eylemiyle Hamlet’in dünyasının kökten altüst olması gibi, modern dünyada da bilim, hayatlarımızı anlamaya yönelik her türlü dini çerçeveyi altüst etmiştir. Yine de Camus’nün iddia ettiği gibi bilim atomistik gerçeklik resmiyle ne alternatif bir anlam sunabilir ne de bu anlama olan ihtiyacımızı ortadan kaldırılabilir. Camus varoluşun anlamına duyduğumuz ihtiyaç ile dünyanın böyle bir ihtiyaca sesiz kalması arasındaki çatışmayı “absürt” olarak tanımlar. Varlığımızı borçlu olacağımız bir Tanrı’nın yokluğunda, onu sürdürmek için mutlak bir talep de yoktur.
…Sartre da fenomenolojiyi uyarlayarak kendini gerçekleştirmeyi benliğin ötesinde bir şey olarak tasavvur eder: “ İnsan kendini gerçekten insan olarak gerçekleştirecekse, bunu içe dönerek değil, kurtuluş ya da belli bir başarı gibi kendi dışında bir hedefi sürekli arayarak yapacaktır.”
Sayfa 86·Kitabı okudu