Aşk diğerinin yüceltilmesi olarak yaşandığında bir süreliğine hoş bir aldatmaca olabilir, ancak gerçek bir ilişkinin kalıcılığından yoksun olacaktır. Sorun aşk değildir, sorun aşkın taşımak zorunda kaldığı yüklerdir. Bu nedenle, yansıtmadan ve gizli gündemden beslenen aşk, gerçekte kim olduğumuzu pembe bulutların arkasına gizleyebilir.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Olgun bir ilişki bizzat “ötekilik” olgusuna, benim ve senin bir araya gelerek üçüncüyü yaratma ilkesine dayanır. Birbirimizi karşılıklı olarak etkileriz, bu etkileri kişisel duyarlılıklarımızla birleştirerek büyürüz ve “üçüncü” bu gelişimsel sürecin sonucudur. Aynı düşünce tarzını devam ettirerek, aynı değerleri sürdürerek ve aynı seçimleri yaparak öğrenemeyiz ve gelişemeyiz.
Bir başkasının bize gerçekten verebileceği en büyük armağan, bizim sınırlı görüşümüzün bir taklidi veya onayı değil, bizimkinden oldukça farklı olan kendi görüşüdür; ötekinin ötekiliğidir. Olgunlaşmamış ruh emniyet için teyide, çıkarların ve hassasiyetlerin tekrarına gereksinim duyar; olgunlaşmamak ve gelişmemek için her şeyde hemfikir olmaktan daha kesin yol yoktur.
İçtenlikle “Kendim için yapmam gereken neleri sevgilimden bekliyorum?” sorusunu sorabildiğimizde, sadece büyümeye başlamakla kalmaz, aynı zamanda karşımızdaki kişiye de sevgiyle yaklaşmış oluruz.