Kılıç, büyü, fantezi yazıları! (16. yazı)
10/10
·224 syf.··
2026 28. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 06 Nisan 2026 23:27
Arşiv niteliği taşıyacak yazılarıma 29. ciltten devam edelim. Bu üst üste 16. inceleme olacak. 5 sayı daha kaldı. Bitince toplayıp substack.com/@emremete? üzerinden paylaşıp kalıcı hale getireceğim. Conan okuyan çok insan var biliyorum ama buralarda değiller. 224 ile 232. sayılar arasını kapsayan bu cilt bize 9 sayı vermiş. Önceki ciltlere göre birkaç cilt önceki hikaye resmen yarım bırakılmış hissi ile terk edildi. Kılıçlarınızı alın biraz geçmişe hem de çok öncesine gidelim. İlk sayımız Açlık Kurbanları, Thorg, Faheed, Gavrilo ve Gudrun isimli paralı askerler Kıpçak askerlerini öldürmüşlerdir ve Conan'da bu savaşın içindedir. Karlı bir toprakta geçen savaş sona ermiş gözükse de yakınlarındaki mağaradan çıkan aç kurtlar onlara saldırır. 4 paralı askerin birbirine olan hayatta kalma oyunu sonrasında arada kalan Conan mutant bir kurt canavarla da uğraşmaktadır. Canavar taze et istemektedir. Ölü bedenlere ilgi duymamaktadır. Conan'ın kurbanı olmuştur. 2. hikayemiz Karanlık İksir, bir kız Conan'ı zehirliyor ve bedenine yavaşça tesir eden zehirle ona kurulan tuzaktan kurtulmaya çalışıyor ve azgın bir suya atlıyor. Onu eskiden eğitmiş olan Yüzbaşı Guraza ile karşılaşır. Sarhoş bir adam haline gelmiştir. O adamlar peşinden gelmiştir. Amaçları Conan'ı ortadan kaldırmaktır. Öncesinde aldığı gri lotus tozunun özü çok etkili bir zehirdir. Ara ara görüsünü kaybetmektedir. İşte karanlıkta kılıç savurarak içgüdüsel bir savaş başlar. Kuzeyin sert adamı buradan çıkmayı başarır. İstenmeyen bir ölüm de olur. Guraza barbarı dinlememiş ve ona yardıma gitmiştir. Arkadan ona yanaşınca yarı gören Conan'ın kılıcı ona isabet eder! 3. sayımız Gölgedeki Varlık, Zamora'dayız. Bir taşın peşinden gidilmesi için onu tutan bir adam kız kardeşinden onu almasını ister. O taşı aldığında ise
Edebiyat
The Chronicles of Conan, Volume 29Robert E. Howard · Dark Horse Books · 20151 okunma
10/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2025 32. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 29 Ekim 2025 16:53
Ne diyeceğimi gerçekten bilemiyorum... Zeynep Alpaslan ile tanışmam 1 buçuk seneyi bulacak ve ben "yalnız değilmişim" hissi ile yeni hayat kararları almaya başladım. Substack'daki yazılarından sonra bir de kitabın tadına bakmak istedim...damağımda kaldı, o kadar tanıdık ve tatlı bir tat bıraktı ki yazıları sarıp sarmalıyor, tavsiye ederim
AlbatrosZeynep Alpaslan · Paraşüt Kitap Yayınları · 20242 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
sevgi soysal ve tante rosa'sı
10/10
·106 syf.··
2025 8. kitabı
“Batmak hakkına da çıkmak hakkına da sahip olmak çok zor.” . Türk edebiyatı, uzun yıllar boyunca köyü, köylüyü ve onların sorunlarını anlatmaya odaklandı. Bu hikâyeler dönemin ruhunu gayet iyi yansıtıyor; okurların içinde bir kıpırtı toplumu anlatmaz; bireyin iç dünyasını da aydınlatır. . Öncelikle Sevgi Soysal kimdir? Sevgi Soysal (1936 – 1976), 70’lerin önemli kadın yazarlarından biridir. Edebiyat dünyasında kendine özgü duruşu sayesinde yer edinmiş; kadın kimliğini merkeze alan, alaycı ve ironik diliyle toplumda baskılanmış kadınların özgürlük arayışlarını başarıyla anlatmış, kadınlara dayatılan direktifleri eleştirmiştir. Tante Rosa (1970) Sevgi Soysal’ın ilk kitabıdır. Kitabın karakteri olan Rosa, hem toplumsal rollerin dışına itilmiş hem de toplumsal rollerin dışında kalmayı seçmiş tüm kadınların sesi olmuş bir simgedir. Rosa’nın hayatı başarılarla dolu süslü bir öykü değildir. Bu eser, Türk edebiyatında kadınların da özgür olduğuna ve varolduklarına değinen bir yapıya sahiptir. Kadına biçilen rollerden özellikle “başkası için” yaşamaya zorlanan kadının isyanını anlatır. Hani bilirsiniz, kendine bir eş bulmak yerine yeni bir anne arayan erkekler için; anne olduktan sonra büyük sorumlulukları da beraberinde getiren çocuklar için… İşte Rosa bunlara karşı çıkar. Kendi benliğini ararken uyumsuz bir bireye dönüşür ve çırpınır durur. 1950 ve 60’larda yazılan eserlere köy edebiyatının hakim olduğunu biliyoruz. Fakir Baykurt, Talip Apaydın ve sayabileceğimiz daha birçok yazar, köy ve köylünün sıkıntılarını anlatır. Bu hikâyelerde kadın genellikle acı çeken, ezilen, direnişi olmayan bir figürdür. İşte Tante Rosa köy hikâyeciliğinin “kadını önemsizleştiren” bu yaklaşımına bir başkaldırıdır. Yani Sevgi Soysal kadını bu tür klişelerden çıkarıp düşünen, isyan eden, sorgulayan
Edebiyat
Tante RosaSevgi Soysal · İletişim Yayınları · 20195,3bin okunma