Taha Kılınç, akademik düzeyde bilgilerden meydana gelen bir kitap yazmasına rağmen işgale giden bu süreci oldukça akıcı ve anlaşılır şekilde açıklamış. Aynı zamanda kitabın görsellerle desteklenmesi okuyuşu keyiflendiren güzel bir unsur olmuş.
Yalnızca bir ibadet dili olarak görüldüğünden unutulmaya yüz tutmuş, gündelik hayatta kullanılan birçok ifadenin karşılığının bulunmadığı İbranice’nin yeniden doğuşunu ve işgalle nasıl göbekten bağlı olduğunu okuyoruz bu kitapta.
Tarihleri boyunca oradan oraya sürülmüş, çatısı altında yaşadıkları devletlerin dillerini konuşmakta olan Yahudileri, tek bir dil çerçevesinde toplamayı kendisine misyon edinen Eliezer Ben Yahuda’nın bu ölü dili diriltmek için yaptığı çalışmalar kendimizi sorgulamamızı gerektiren nitelikte.
Kitabın ana teması dil ve işgal arasındaki bağı kavrayıp, dil birliğinin nasıl işgalin adım seslerine dönüştüğünü anlamak.
Aynı zamanda; bir davayı misyon edinenlerin sahip olması gereken özellikler, Yahudilerin baronlar tarafından cömertçe fonlanarak Orta Doğu’nun bağrına saplanan bir hançere dönüşmesi, Filistin’de nasıl toprak sahibi oldukları, Filistinlilerin onlara toprak satıp satmadığına dair birçok meseleye de değinen bir kitaptı.
Yahudilere ve Filistin gündemine farklı bir bakış açısı kazanmak isteyen herkese okumasını tavsiye ederim.