Belki de hayatın anlamı bundan ibaretti. Kendine tanıklık eden bir dünya gibi olmak. Noranın ve abisinin anne babasını mutsuz eden şey başaramamak değil, başarılı olma beklentisiydi.
Acı çekmek ne demekmiş asıl şimdi anlıyordum. Acı çekmek bayılana dek dayak yemek değildi. Ayaktaki cam kesiğine eczanede dikiş attırmak değildi. Asıl acı, kalbi baştan aşağı sancılara boğan, insana sırrını kimselere anlatmadan ölmeyi arzulatan bir şeydi. Kolları, başı hep dermansız bırakan, yastıkta öbür yana dönme isteğini bile söndüren bir şey.