Sude Güler

Etrafın seni sıktığı zaman kitap oku... Ben şimdiye kadar her şeyden çok kitaplarımı severdim. Bundan sonra her şeyden çok seni seveceğim ve kitapları beraber seveceğiz. İnsan muhitin bayağı, manasız, soğuk tesirlerinden kurtulmak istediği zaman yalnız okumak fayda verir. Bana en felaketli günlerimde kitaplarım arkadaş olmuştu. Fakat bu yetmiyor. Şiirlerimde de gördün ki kitaplara rağmen çok ıstırap çektim. Çünkü candan bir insanım yoktu. Sen benim yarım kalan tarafımı ikmal edeceksin.
Reklam
Dünyada hayatın bir tek manası varsa o da sevmektir. Hatta mukabele edilmesini bile beklemeden sadece sevmek. Başka bir insanı bahtiyar edebilmek, kendini bahtiyar edebilmekten daha güç fakat daha insancadır. Bugün böyle düşünenlere saf, hatta enayi derler. Fakat ne derlerse desinler, biz kalbimizin ve kafamızın doğru bulduğu şeyleri etrafın ne dediğine bakmadan yapmalıyız. Hayatta en büyük vazife ve saadet olarak şunu almak lazımdır: bize yakın ve uzak bütün insanlara yardım etmek, bütün insanların iyiliğine çalışmak...
Hoş geldin Ahmet. Ver elini de birbirimizi düşürelim. Neden öyle bakıyorsun? Yoksa sen de mi beni anlamazlıktan geleceksin? İstersen adımı tahtaya yazayım, adına bir türkü çığırayım, kara kaplı defterlere anlamsız şeyler yazayım. Bir zamanlar âşık olduğumu düşlüyorum gibi örneğin. Evet, bunu ancak senin gibi duyarlı ve de duyargalı biri anlayabilir. Bir zamanlar âşık olduğumu düşlüyorum ey sevgili Akşam Ahmeti. Adını bile bilmediğim bir kadının peşinden koştuğumu, düşüp düşüp yeniden kalktığımı düşlüyorum. Oysa o bana bakmıyor. Beni görmek dahi istemiyor. Ben de ona âşık değilim zaten. Sıkıntıdan dolaşıyorum peşinde. Eşe dosta anlatıp hoşça vakit geçiriyorum. Yaşamayı bilmeyen adam nasıl âşık olsun sorarım sana Akşam Ahmeti?
. Bir gün daha geldi geçti işte. Bu durumda başka ne düşünebilirim ki? Burada, kalabalık ofisteki cam kenarı masamda, ham bir insan heykelinden farksızken bundan başka ne gelebilir aklıma? Önümde güzel günler olduğunu söyleyenler mi? Daha birkaç saat önce, öğle tatilinde Ahmet söyledi bunu bana. Önümde güzel günler varmış. Sen nereden biliyorsun Ahmet dedim, yanıt vermedi, bakışlarını kaçırdı, gülümseyerek biliyorum işte dedi. Biliyorum işte. Bu kadar. Şimdiyse tam karşımda. Telefona sarılmış hararetli bir görüşme yapıyor. Kim bilir kime ne anlatıyor. Onlara da önlerinde güzel günler olduğunu söylüyor olabilir mi? Biri Ahmet’i durdurmalı. Sağda solda insanlara bu şekilde ümit vermesi engellenmeli. Kimileri acı çekmeli çünkü. Kimileri intihar etmek istemeli ki bu düzen sürüp gitsin. Ütü yapmak, her gün sokağa çıkmak, sağa sola bakıp bir yerden bir yere koşuşturup durmaktaki anlamsızlığın farkına varmalılar; kimsenin onları anlayamaya?ağını bile bile kendilerini ifade etme isteğiyle yanıp tutuşmalı, yanmalı, yakmalı, çalıp çırpmalı, aç ve açıkta kalmalılar. Yok. Hayır. Kendimi kontrol edemeye?eğim. Kalkıp Dur Ahmet diye bağıracağım. Ne olursun dur, kendine bir çekidüzen ver, git bir sahil kasabasına yerleş mesela, balık tut, ne bileyim işte deniz kenarında yürüyüşlere çık, ne yaparsan yap umurumda değil, yeter ki sus! Başını kaldırıp gülümsüyor. Karşılık veriyorum. Kimse bilmemeli böyle düşündüğümü. Aralarında gömlekli bir ayrıkotunun dolaştığını kimse bilmemeli. İkiyüzlülüğün kitabını yazdım ben. Gülelim Ahmet. Hep birlikte gülelim. Camlı odanın gerisinde sigara içen müdürümüz de katılsın bize. Şarkı söyleyip halay çekerek çalışalım bugün de, ne çıkar?
İnsanın dünyayı güzelleştirmek gibi bir gayesi vardır. Bunun yolu da ilk olarak insanın kendisini kurtarmasından geçer. Kendini anlamayan bir insanın, diğer insanlar ve yaşadığı hayatı anlayamayacağı gibi, kendisini güzelleştirmeyen bir insanın da çevresini ve yaşadığı dünyayı güzelleştirmesi mümkün değildir. Peki nedir bu insanın güzelliği? Yüz güzelliği değil tabii ki, insan ilim yoluna vakit ayırıp, ahlakını da sağlamlaştırdığı zaman güzel insan olur. İlim ve ahlak bu ikisi birlikte olmadığı zaman o insanın kendisini ve çevresini geliştirmesi mümkün değildir. İnsanın bildiklerini paylaşması, anlatması ve öğretmesi ilmin zekâtıdır. Dünya ilimle, ahlakla ve sevgiyle güzelleştirilebilir.