Ola ki bir gün...-eğer bir gün bezelye çorbamızın giderek sulandığını, sabunlarımızın kullanılmaz hale geldiğini, dairelerimizin döküldüğünü ve kimsenin bunun için bir şey yapmadığını fark edersek şikayet eder miydik?
!Spoiler
Geç başlayan bir sorgulama, insanın kendi hayatındaki çürümeyi görse bile alışkanlıklarla nasıl sessiz kaldığını tokat gibi hatırlatıyor. Doğruluk iğnesi sayesinde gönüllü fedakârlık merkezinden gelen o deneklerin, aslında “gönüllülük” adı altında sistemin zorla tükettiği bedendenlerden ibaret olduğunu rahatsız edici şekilde fark ediyoruz. Bir zamanlar alkışlanan, cesur bulunan, yüceltilen o gönüllülük, onların bütün kimliğini, hayallerini, hatta insana dair ne varsa hepsini alıp götürmüş bir düzene evriliyor. Kitaptaki bu sistem, hem bireyin iradesini hem de farkındalığını tüketirken, tüm bu baskının normalleşmesini sağlamış ve insanları sessizliğe mahkum etmiştir. Peki özgürlüğümüzü yitirirken bunu en son fark eden biz miyiz? Yoksa fark edip de susan mı?