“Ancak Nehlüdov’un içinde tek gerçek, tek güçlü ebedi, o özgür, manevi varlık çoktan uyanmıştı. Artık ona inanmıyor gibi davranamazdı. Olduğuyla olmak istediği arasındaki mesafe ne kadar büyük olursa olsun, uyanan manevi varlık için her şey olanaklı görünüyordu. “
“Bana soru sorarken gözlerimin içine bakıyor ve bakışı istediği düşünceyi içimden çekip alıyordu. O zamanki düşüncelerimin, o zamanki duygularımın hiçbiri benim düşüncelerim, benim duygularım değil, bir anda bana ait olmuş, benim hayatıma geçmiş ve hayatımı aydınlatmış onun düşünceleri ve duygularıydı.”