“Ve elimde olmadan onu kandırıyordum. Yalnız onu kandırırken ben de daha iyi biri oluyordum. Onun karşısında bedenimin değil, ruhumun en iyi yanlarını göstermenin benim için daha iyi, bana daha yaraşır bir şey olduğunu hissediyordum.”
“O korkunç ‘Ne için?’ sorusu artık karşıma çıkmıyordu. Mutlu olmak için yaşamak gerektiğini ve gelecekte pek çok mutlulukla karşılaşacağımı çok basit ve açık bir şekilde görüyordum.”
“Gözleri,gözleri.. Onu doğduğu günden evvelki benliğime sımsıkı bağlayan, en yakın akrabadan daha yakın bir kan münasebetini kat kat aşan ve ruhlarımızın beraberliği hissini bir ânda uyandıran bakışlarında kendimi ne kadar çok buluyorum. Sanki onun gözleriyle kendimi gören benim. ...”